Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İNGİLİZCE ZARFLAR

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: İNGİLİZCE ZARFLAR   Cuma Ara. 19, 2008 12:10 pm

Zarflar
Zarflar -Adverbs








Zarf fiili tanımlayan yani bize fiil hakkında daha fazla bilgi veren kelimelerdir. Bir hareketin veya bir oluşun nasıl, ne zaman, nerede, ne kadar sıklıkla olduğu gibi özellikleri zarflarla ifade ederiz.



She smiled cheerfully. ( Neşeyle gülümsedi.)



I sent the mail yesterday. (Maili dün gönderdim.)



There was a great explosion outside. (Dışarıda büyük bir patlama oldu.)



I always call my friends. ( Ben her zaman arkadaşlarımı ararım.)



He’s managing extremely well. (O son derece iyi yönetiyor.)



When were you born? (Ne zaman doğdun?)



I don’t know where she is. (Onun nerede olduğunu bilmiyorum.)



NASIL? (HOW?)

ADVERBS OF MANNER (DURUM ZARFLARI) : Fille nasıl sorusunu sorduğumuzda aldığımız cevaplar durum/tarz zarflarıdır. Durum zarfları genellikle fiil ve nesneden sonra yer alır.



The window was quietly opened. ( Pencere sessizce açıldı.)



He can easily earn much more money. ( O çok daha fazla parayı kolayca kazanabilir.)



We should act wisely. (Akıllıca hareket etmemiz gerekiyor.)



You needn’t behave badly. (Kötü davranmanıza gerek yok.)



I have been eagerly preparing these documents. (Bu dökümanları büyük bir istekle hazırlıyorum.)



It started to rain suddenly. (Aniden yağmur yağmaya başladı.)



The dog slowly sank into a sleep. (Köpek yavaşça uykuya daldı.)



We waited our results anxiously. ( Sınav sonuçlarımızı tedirgin bir şekilde bekledik.)



The babies are playing happily. (Bebekler mutlu bir şekilde oynuyorlar.)



The little child defended his friend bravely. (Küçük çocuk arkadaşını cesurca savundu.)



The new manager is working quickly and carefully. ( Yeni müdür hızlı ve dikkatli çalışıyor.)



The students understood the new subject easily.(Öğrenciler yeni konuyu kolayca anladılar. )



I cannot understand you. Please don’t speak fast. (Sizi anlayamıyorum. Lütfen hızlı konuşmayın.)



You can speak English well. (İyi İngilizce konuşabilirsin.)



She studied hard for this exam. (Bu sınav için çok çalışmıştı.)



NEREDE? (WHERE?)

ADVERBS OF PLACE (YER ZARFLARI): Eylemi yer ve yön bakımında tanımlarlar.

Genellikle sonda yer alırlar.



“Please stand by me.” ( Lütfen yanımda kal.)



“I couldn’t find her. She was nowhere yesterday.” (Dün hiçbir yerde değildi.)



“We stay here.“ (Biz burada kalıyoruz.)



“Put the boxes there.” ( Kutuları oraya koyun.)



“The weather is very cold outside.” (Dışarıda hava çok soğuk.)



“The neighbours who live upstairs are very noisy.” (Yukarıda yaşayan komşularımız çok gürültücüler.)



“Her friend follows her wherever she goes.” (Arkadaşı nereye giderse gitsin onu takip eder.)



“She sent him away.” ( Onu uzağa gönderdi.)



“If you can’t jump down, walk around.” ( Eğer aşağıya atlayamazsan, etrafından yürü.)



“I have been looking you everywhere.” (Her yerde seni arıyorum.)



“I am not going anywhere.” ( Hiçbir yere gitmiyorum.)



“Is there a phone box nearby? “ (Yakında telefon kulübesi var mı?)



NE ZAMAN? (WHEN?)

ADVERBS OF TIME (ZAMAN ZARFLARI): Eylemin zamanını bildirir. Genellikle sonda yer alırlar. Zamanı vurgulamak istediğimizde başta da yer alırlar.



It is going to rain soon. (Yakında yağmur yağacak.)



I haven’t completed my studies yet. (Henüz çalışmalarımı tamamlamadım.)



I’m busy today. (Bugün meşgulüm.)



I am still hungry. (Hala açım.)



We arrived there late. (Oraya geç vardık.)



Everybody is excited before the concert. (Konserden önce herkes heyecanlıydı.)



Bir cümlede birden fazla zaman zarfı kullanıldığında, daha özel olanı daha önce kullanırız.



(time, day, date, year)



He died at 22:15 on Tuesday March 17th, 1958.

Time day date year



Bu örnekte de gördüğünüz gibi; zaman zarfları daha özel olandan genele doğru sıralanmıştır.



Det: Bazı kısa zaman zarfları ortada gelebilirler.

We were soon travelling.



NE KADAR SIKLIKTA? (HOW OFTEN?)

ADVERBS OF FREQUENCY (SIKLIK ZARFLARI): Eylemin ne kadar sıklıkla oluştuğunu bildirir. Yardımcı fiilden sonra, ana fiilden önce gelirler.



%100 Always ( Daima )

The sun always rises in the east. (Güneş her zaman doğudan doğar.)



%90 Usually ( Genellikle)

I usually spend holidays with my parents.(Tatillerimi genellikle ailemle beraber geçiririm. )



%75 Often( sık sık)

How often do you go abroad? ( Ne kadar sık yurtdışına çıkarsınız?)



%25-75 Sometimes( bazen) = occasionally

I sometimes feel depressed. ( Ben bazen keyifsiz hissederim.)

They are in Bursa occasionally. (Onlar arada sırada Bursa’ da olurlar.)



%10-25 Seldom ( Nadiren)

I seldom go to the cinema. ( Nadiren sinemaya giderim.)



%1-10 Rarely ( çok nadiren)

I rarely eat outside. ( Ben çok nadiren dışarıda yemek yerim.)



% 0 Never (hiç, asla)

I never get up late in the morning. ( Sabahleyin hiç geç kalkmam.)



Olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde ‘never’ yerine ‘ever’ kullanılır.



Have you ever been to Paris? (Hiç Paris’te bulundunuz mu?)



I haven’t ever seen such a beatiful house. (Hiç bu kadar güzel bir ev görmedim.)



We have to prepare a detailed report once a month. (Ayda bir kere detaylı rapor hazırlamalıyız.)



I asked him twice but got no reply. (Ona iki kere sordum ama cevap almadım.)



We can meet him three times a week. ( Onunla haftada üç kere buluşabiliyoruz.)



Extra: “once or twice“ bir ya da iki kere demektir.



“ I have bought a lottery once or twice in my whole life. “ (Tüm hayatım boyunca bir ya da iki kere piyango aldım.)



SENTENCE ADVERBS (YARGI ZARFLARI): Konuşmacının veya yazarın tavrı / fikri hakkında bilgi verirler. Cümle içinde her yere gelebiliyorlar.



Perhaps I will see you there.(Belki orada seni görürüm.)



Unfortunately I disagree with you. (Ne yazık ki sizinle aynı fikirde değilim.)



I mentioned him about you of course. ( Şüphesiz ona senden bahsettim.)



Maybe you can help me. ( Belki bana yarım edebilirsin.)



Surprisingly, the participants came there on time. (Şaşırtıcı bir şekilde katılımcılar zamanında geldiler. )



Obviously they will never see her again. (Belli ki bir daha asla onu görmeyecekler.)



We probably have to wait hours. ( Biz belki de saatlerce beklemeliyiz.)



That surely can’t be a good idea. (O kesinlikle iyi bir fikir olmaz.)



Certainly more money must be given to education. (Kesinlikle eğitime daha fazla para verilmeli.)



I cannot think clearly now because I am tired. (Şuanda açıkça düşünemiyorum çünkü yorgunum.)



NE KADAR?NE ÖLÇÜDE? (HOW MUCH? TO WHAT EXTENT?)

ADVERBS OF DEGREE (DERECELENDİRME ZARFLARI): Beraber kullanıldıkları sıfatın, fiilin veya başka bir zarfın anlamını zayıflatıp güçlendirirler.



fairly, hardly, rather, quite, too, very, extremely,fully, absolutely, completely, just, totally, seriously, surely, certainly, much , very, almost, nearly, enough, scarcely, really



Fiillerin derecelendirilmesi:



He slipped and almost fell. (O kaydı ve neredeyse düşüyordu.)



The village has developed enourmously during recent years. ( Son yıllarda köy muazzam şekilde gelişti.)



We quite enjoyed the film. (Biz filmden epeyce hoşlandık.)



He nearly stopped and asked the way. ( O neredeyse durdu ve yolu sordu.)



I can hardly expect her to understand. (Onun bunu anlamasını hiç beklemem.)



She was very much impressed by their good manners. (Onların iyi davranışlarından çok fazla etkilenmişti.)



Sıfatların derecelendirmesi: (Burada sıfatların derecelendirilmesi bölümünde verdiğimiz sheetin aynısı olacak istersen o sayfaya link yapalım.)



Zarfların derecelendirilmesi:



You should stick the model very carefully. (Maketi çok dikkatli bir şekilde yapıştırman gerekir.)



A computer will do the job much more efficiently. ( Bilgisayar işi çok daha fazla etkili yapacaktır.)



He has been working quite a lot these days. (O bugünlerde oldukça çok çalışıyor.)



I know him fairly well. (Onu oldukça iyi tanırım.)





INTERROGATIVE ADVERBS ( Soru zarfları):



Why should I bother to help you? (Neden sana yarım etmek için canımı sıkayım?)



When do you want to go? ( Ne zaman gitmek istersin?)



How do you plan to spend your holiday? ( Tatilini nasıl geçirmeyi planlıyorsun?)



How often do you go abroad? ( Ne kadar sık yurtdışına çıkarsın?)



She was only 20 when she had her first baby. (İlk bebeği olduğunda sadece 20 yaşındaydı.)



The reason why you went there is obvious. ( Oraya gidişinin nedeni ortada.)



I don’t know why Yiğit went away. (Yiğit’ in neden oraya gittiğini bilmiyorum.)



This is the platform where our students can chat. (Bu öğrencilerimizin sohbet edebildiği platformdur.)

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
İNGİLİZCE ZARFLAR
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: GENEL KÜLTÜR VE YAPANCI DILLER-
Buraya geçin: