Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 19 Eylül 2011 Pazartesi, Günün Hikayesi,

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 52
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: 19 Eylül 2011 Pazartesi, Günün Hikayesi,    Paz Eyl. 18, 2011 5:08 pm

[color:f879=#6cf]
Yırtık Sarı Eşofman




Her nasılsa o gün tramvayın rahat ve çekici koltuklarından birine nihayet (!) oturabilmiştim.
Dışarıyı seyredip boş boş düşüncelere dalmışken aracın zamansız ve acı bir frenle durduğunu hissettim.
Herhalde yine sinyal kapalıydı diye düşünürken gözüm bir çocuğa takıldı. Küçücük olsa olsa beş altı yaşındaydı bu erkek.
Pislikten kararmış, leke leke olmuş yırtık sarı bir eşofmanı vardı üzerinde.

Minik ayaklarına giydiği kocaman ve palazlanmış eski spor ayakkabısıyla İstanbul’un en işlek caddelerinden birinde,
öylesine; sırtında bir yeşil kalın kazak, yüzünde henüz kararmamış bir masumiyetle duruyordu.

Tam laleli
üniversite tramvay istasyonunun üniversite tarafındaki çöp bidonlarının
yanındaydı. Sürekli bir yerlerini kaşıyordu çocuk!

karnını, kafasını, kolunu, burnunu… Öyle pisti ki üstü başı bittendir piredendir diye düşünür her insan.
Sonra az ötede kendinden biraz büyük diğer çocuğa doğru iki üç adım attı, muhtemelen ağbisiydi.
Sadece biraz daha sert, biraz daha kara ve biraz daha çirkindi bu çocuk…
Büyük olanı
çöpten bir şeyler karıştırıp incelerken küçük olanına da bir şeyler
söylüyordu. Ama o hiç aldırış etmiyordu büyüğüne,

sanki duymuyormuş gibiydi onu. O da benim gibi seyre dalmıştı etrafını, kaşınmaya da devam ederek.
Derken ikindi vaktinin eğilmiş gün ışığı yüzüne vururken, tramvaya ardından bana doğru döndü küçük.
Daha da bir belirginleşti şimdi yüzü; siyah kısa saçları, esmer yüzü, üst dudağına yapışmış kuru sümüğü,
bembeyaz göz aklarının içine konmuş iki koyu gözbebeği ile en saf haliyle bakıyordu hayata.
Durmuş tramvayı seyrederken sağ elini saçlarına götürdü, alnından yukarıya doğru avucunun içiyle bir hamle yaptı. Olmadı!
Saçları tekrar düştü alnına. Bir daha bir daha denedi ama yine dikemedi saçlarını şöyle istediği gibi fiyakalı.
Sonra avucunu bir güzel yaladı. Tekrar denedi saçlarına şekil vermek için. Bu son hamle işe yaramıştı,
sonra biraz daha tükürükle bir daha aynı hamleyi yaptı. İyice emin olamamıştı belli ki, elini orada tutmaya da devam etti.
Bir yandan eliyle saçını tutarken diğer yandan büyüğünün yanına doğru gitti çocuk.
Çöpten çıkardıkları kutuları karıştırıyorlardı ama bir yandan hala saçını tutuyordu..

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
19 Eylül 2011 Pazartesi, Günün Hikayesi,
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İsmail YK 17 Eylül'de Kırklareli (Pınarhisar'da)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: ACELYANIN GÜNLÜGÜ.Günü sözü:Günün Resmi.Günün Hikayesi:Günün Siiri:Günün Fikrasi-
Buraya geçin: