Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 22 Eylül 2011 Perşembe, Günün Hikayesi,

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 52
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: 22 Eylül 2011 Perşembe, Günün Hikayesi,    Çarş. Eyl. 21, 2011 3:36 pm

[color:37db=#6cf]Yanmayan Bir Ampulden Nasıl Mutlu Olunur


Kadın, akşam yemeği için masayı hazırlamak ve salata yapmak üzere mutfağa girerken elektrik
düğmesine bastı. Işığın yanmasıyla sönmesi bir oldu. Birkaç kez bastı düğmeye, yok, yanmadı.
“ Galiba ampul yandı ” diye düşündü. Hemen bir ampul bulup değiştirdi, yine yanmadı.
Yapacak başka bir şeyi yoktu. Bu işlerde de o kadar beceriksizdi ki, öyle anlatılır gibi değil.
Anahtar sıkışan bir kapı kilidini açmak, radyoda aradığı bir istasyonu bulmak,
ocağın tüpünü değiştirmek onun için oldukça zordu. O nedenle şansını zorlamadı,
yanmayan ampulle uğraşmaktan vazgeçti.
Aspiratörün ışığını yaktı. Yarı aydınlık mutfakta çalışmaya başladı.
Nasıl olsa az sonra eşi gelir ve gerekeni yapardı. Eşi, tüm onarım işlerinde çok iyiydi.
Ancak birazcık ihmalkârdı ve de unutkan, hatta çok... “ O, bıçağa sap takıncaya kadar, hıyarın vakti geçer.” di.

Salatayı yaptı, yemek masasını hazırladı. Derken eşi geldi; yarı
aydınlık mutfağa girince, mutfak lâmbasına baktı. Kadın :
-Ampul yanmıyor, dedi.
Eşi hemen bir sandalyeye tırmandı. Ampulü sıkıştırdı yanmadı, gevşetti yanmadı;
çıkarıp tekrar taktı, yeniden bastı düğmeye, yok ...... Başka ampul denedi yine yanmadı. Kadına döndü:
-Ampul sağlam, duyu bozuk bunun. Neyse yarın bakarım, bu akşam böyle idare edelim.
Birkaç dakikalık bir işi var, o kadar. Hele bir yarın olsun.

Yemeğe oturdular. Loş ışıkta yemeklerini yediler. Aspiratörden yansıyan ölü gözü
gibi ışıkta, yemek tabaklarının üzerinde oynaşıp duran gölgelerin karanlığında lokmalarını bulup karınlarını doyurdular.

Ertesi gün erkek, akşamdan epey sonra geldi eve. Yemek için mutfağa girdiğinde, yanmayan ampülü görünce kadına baktı:
-Hay Allah ! Unuttum duy almayı. Zaten çok işim vardı. Neyse ! Yarın bakarım.
“ Bu yarınlar hiç bitmez ya, neyse! ” diye içinden söylendi kadın.
- Akşamları işten geç geliyorsun. Ben yarın bir elektrikçi çağırıp yaptırayım.
Erkek: - Yok yok! Yarın yaparım, iki dakikalık iş, ne olacak ki !
Yine yarı aydınlıkta yemeklerini yediler. Erkek için pek sorun yoktu zaten.
Karanlık mutfakta sadece yemek yerken sıkıntı çekiyordu birazcık. Yani onbeş bilemediniz yirmi dakika.
Bu
kadar kısa sürede insan tilki derisine bile katlanır. Kadın masayı
topluyor, kabı kacağı toparlıyor, yemek sonrası kahve yapıyor; böylece
karanlık mutfağın sıkıntısı içini daraltıyordu. Olan kadına oluyordu
yani.


Daha ertesi gün erkek yine geç geldi işten. Aslında yorgundu zavallı. Ama ihmalciliği ve unutkanlığı da
su götürmez bir gerçekti. Bozuk duyu çoktan unutmuştu nasıl olsa.
Mutfağa yöneldiğinde yanmayan ampul aklına geldi veya loş ışığı görünce hatırladı belki.
Mahcup bir tavırla kadına döndü:
-Yine unuttum duy almayı......İşim de öyle çoktu ki ! Yarın bakarım.

Yanıtlamadı kadın. Bozulan eşyaların, âletlerin günlerce onarılmamasına alışıktı zaten.
Su kaçıran musluklar, kapanmayan kapılar, vidaları gevşemiş veya düşmüş sandalyeler ,
çarpılmış dolap kapakları vs. hep erkeğin ilgisini bekliyordu. Erkek, tamirci çağırmaya gerek olmadığını,
bunları onarmanın birkaç dakikalık bir iş olduğunu söylediği için , kadın tamirci de çağıramıyordu . Erkeğe dönüp:
-Ben yarın bir elektrikçi çağırayım, senin vaktin yok. Diye şansını bir kez daha denedi.
Erkek atıldı hemen:
-Yok yok ! Yarın erken çıkacağım işten, yeni bir duy alırım, gelince yaparım. Birkaç dakikalık iş nasıl olsa.

Dördüncü
gün yine akşam oldu. Kadın karanlık mutfağa girdi. Aspiratörün yetersiz
ışığında sabırla salatayı yaptı, yemek masasını hazırladı.....Mutfak
öyle karınlıktı ki ! Korku filmi gibi...Hele yemek masası daha da
karanlıktı.

Masaya büyükçe bir mum koydu, yaktı. Hiç olmazsa aydınlık olsundu biraz.
Mum birden aydınlattı masayı ve mutfağı. Kadının da içi aydınlandı mum ışığıyla. Gölgeler oynaşıyordu mutfağın duvarlarında.
-“ Ay ! Ne güzel ! Çok da romantik! ” dedi içinden.

Masaya kuru çiçeklerden oluşan bir arajman iliştirdi. Mum ışığı ve çiçeklerle güzel bir görüntü oluşmuştu.
Sanki özel bir sofra hazırlıyor gibiydi. Her gün kullandığı su bardaklarını koymadı o akşam,
başka bardaklar çıkardı. Daha güzel ve daha yeni.......Masaya şöyle bir baktı, çok hoş görünüyordu.

İyi ki yanmıyor ampul.” Diye geçirdi içinden. Eşi neredeyse gelirdi
artık. Böyle güzel bir masaya, üzerideki günlük giysilerle oturmak
istemedi. Hemen yatak odasına indi. Üzerindekileri çıkardı, daha derli
toplu bir şeyler geçirdi üzerine . Bir de saçlarına şekil verdi
aceleyle. Aynaya baktı, solgundu yine. Ruju benek benek değdirdi
yanaklarına, eliyle dağıttı, gözlerine kalem çekti. İyi !

Oldukça güzel görünüyordu. Beğendi aynadaki görüntüsünü. Telâşla yukarı çıktı, mutfağa girdi.

Derken erkek geldi. Her zamanki gibi hemen mutfağa yöneldi. Masadaki yanan mumu,
ışıkta parlayan bardakları, çiçekleri görünce şaşırdı.Telâşlandı birden. Sözcükler arkaarkaya döküldü ağzından:
-Bugün özel bir gün mü? Bu masa ne böyle? Biz hangi aydaydık? Ayın kaçı bugün?
Yoksa doğum günün mü bugün? Yine mi unuttum?
Kadın gülümseyerek:
-Yok canım ! Ne başka bir özel gün, ne doğum günüm......
Duy bozuktu , ampul yanmıyordu ya, unuttun mu? O nedenle mum yaktım ve masaya
her zamankinden birazcık daha özen gösterdim, hepsi bu.

Erkek kadına sevgiyle sarıldı, yanağına sıcak bir öpücük kondurdu:
- Kusura bakma, yine unuttum duy almayı. Yarın bakarım.
Aslında iki dakikalık iş de, inan onu düşünecek zamanım yok, çoktan unuttum.

Gülümsedi kadın. Mum ışığıyla aydınlanan masaya oturdular. Bu değişik ortamda,
her akşamkinden daha zevkli yemek yediler,
güzel sohbetler ettiler. O akşam, yemek oldukça uzun sürdü.
Hatta erkek, karnı doyar doymaz masadan kalkmadı her akşamki gibi. Kahvelerini yemek masasında içtiler.
Eski günlere döndüler, anılarını tazelediler. Ne zamandır yapmamışlardı bunu.


( Aradan bir hafta geçti ve o duy hâlâ bozuk. Belki yarın onarılır. Ne olacak canım, nasıl olsa iki dakikalık iş. )

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
22 Eylül 2011 Perşembe, Günün Hikayesi,
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İsmail YK 17 Eylül'de Kırklareli (Pınarhisar'da)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: ACELYANIN GÜNLÜGÜ.Günü sözü:Günün Resmi.Günün Hikayesi:Günün Siiri:Günün Fikrasi-
Buraya geçin: