Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Merasim nasil gerçeklesti?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Merasim nasil gerçeklesti?   Paz Mart 30, 2008 4:02 pm

Merasim nasil gerçeklesti?
M. Kemal PaSa'nin "Heyet-i Temsiliye" adina gönderdigi tamim Anadolu’da büyük heyecan uyandirmisti. Tamimi alan resmî makamlar derhal geregini yapmis, yani en ufak yerlesim merkezlerine kadar ulastirmis, büyük afisler seklinde yazdirarak merkezî yerlere astirmis, binlerce nüsha bastirip halka dagittirmisti.
Peki sonra ne oldu... Ankara'da ve Anadolu'da -tamim çerçevesinde- muhtesem merasimler yapildi. Anadolu halki bir anda bütün sikintilarini, elemlerini, kederlerini, yaralarini, kayiplarini unutarak ayaga kalkmisti.
Merasim nasil gerçeklesti?
Tamim alinir alinmiz yurdun dört bir yaninda yediden yetmise bütün halk heyecanla Cuma namazi için hazirlik yapmaya basladi. Vilayetlerde, kazalarda, kasabalarda, hatta köylerde hatimler indirilmeye baslandi. Camilerde Buhari-i serif okundu.
23 Nisan 1920 Cuma günü Cuma'dan önce artik heyecan son hadine ulasmisti. Yurdun bütün camilerinde minarelerde salavat-i serife okunuyordu. Cuma hutbesinde Meclisin o gün açilacagi belirtildi ve istiklal mücadelesinin basladiginin ilk isareti verildi. Herkes mesaji almisti.
Cuma namazinin ardindan okunan hatm-i seriflerin dualari yapildi. Daha sonra hükümet konaklarinda tebriklesme merasimi yapildi. Halkla idareciler kaynasti.
Ankara'daki muhtesem merasim
23 Nisan günü en muhtesem merasim ise Ankara'da yapildi. Tamim geregince, Valinin organizesiyle 21 Nisan'dan itibaren Kur'an ve hatim okunmaya baslanmisti.
Cuma günü namazdan önce ahali sel gibi Hacibayrami Veli Camiine akmaya baslamisti. Minarelerden okunan salavat-i serife, o günkü manevî havayi bütün kâinata duyurur gibiydi.
Camie Ankara'ya intikal etmis olan bütün milletvekilleri gelmisti. Hutbede o günün ehemmiyetinden bahsedildi. Namazi müteakip daha önce okunan Kur'an-i Kerim, hatimlerinin duasi yapildi. Buhari-i Serif okunmasi ise Meclis'e bikarildi.
Namazdan sonra sancak çikarildi ve kafilenin önüne geçirildi. Bu arada sancagin yaninda, Sinop Mebusu Hoca Abdullah Efend, üzerine yesil örtü açilmis bir rahlenin üzerinde Kuran-i Kerim ve sakal-i serif tasimaktaydi. Rahleyi yari yoldan sonra Meclis'e kadar tasimak üzre Yozgat Mebusu Müftü Hulusi Efendi almisti. (TBMM Zabit Ceridesi, c. 1/1; Millî Mücadelede Din Adamlari, c.2/194)
Yol boyunca devamli tekbirler getiriliyordu. Bu sekilde Meclis binasi önüne gelindi. Burada kurbanlar kesildi. Daha sonra Bursa Mebusu Hoca Fehmi Efendi dua etti. Bu duaya bütün milletvekilleri ve halk heyecanli bir sekilde "amin" diyorlardi.
Meclis'te herkes yerini aldiktan sonra yine hocalarin bir kismi hep bir agizdan nakarat halinde dua ve ayetler okuyorlar, bir kismi da Buhari-i Serif kiraatinde bulunuyorlardi.
Bu arada Haci Bayram Veli Türbesinden alinan sancak ve rahle üzerinde getirilen Kur'an-i Kerim ile Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sakal-i serifi de kürsüye konmustu. (a.g.e./194)
Bu merasimlerin ardindan çalismalara baslandi. Baskanlik divani seçildi. Reislige M.Kemal Pasa, reis vekilliklerine ise Mevlevi Postnisini Abdülhalim Efendi ile Haci Bektas Çelebisi Cemaleddin Efendi seçilmisti.
Gayet normal bir hâdise
Buraya kadar naklettiklerimiz, olup bitenlerin özetin özeti seklinde aktarilisidir. Bazilari sasirabilir. "Yok canim! Hiç olur mu?.. O zaman 312. madde yok muymus? Bunu yapanlar hakkinda herhangi bir sorusturma açilmamis mi?.." diyebilir. Böyle diyenlerin cehaletini mazur görerek mevzua dönelim.
23 Nisan günü yapilan bu merasimi, bugün degil de o günün sartlari isiginda düsündügümüzde, bunun son derece normal bir hadise oldugunu görürüz. Zaten baska türlüsü düsünülemezdi. Ülkemizin yakin tarihine damgasini vurmus isimlerden biri olan sayin Süleyman Demirel de bir zamanlar bu hadisedeki tabiilige parmak basarak su degerlendirmede bulunmustu:
"... 1924 Anayasasinin devleti tarif eden ikinci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin bir "Islam devleti" oldugu yazilidir. Ve 1920'de Mustafa Kemal Pasa'nin bütün ordulara ve vilayetlere gönderdigi bir tamim vardir. (Bizim daha önce naklettigimiz tamimi kastediyor.) O tamimde, camilerde dua edilmesini, Kur'an okunmasini, Mevlidi Serif, Buhari-i Serif okunmasini ister. Meclis açilirken de evvelâ Haci Bayram Camiinde namaz kilinir, hutbe okunur. Daha sonra dualarla Meclise gelinir, kurbanlar kesilir, Meclis açilir.
"Bunlar o günün sartlari içinde samimî seylerdir. Baska türlü hükmetmek de mümkün degildir. Istilâya ugramis, tüme yakin herseyini kaybetmis bir milletin, toparlanmak için Cenab-i Allah'a sigindigi zaman, bunlarin milleti bir araya toplamasi gayet tabiîdir.
"Yine ayni yillarda Yahya Kemal'in, Istanbul'da eski Osmanli eserlerini gezip dolasip da söyledigi iki söz var. Fevkalâde önemlidir bu sözler. Diyor ki: "Bu Osmanli devletini 600 sene ayakta tutan sebebi aradim. Ayasofya'nin minarelerinde okunan ezanlarla, Hirka-i Saâdet’te okunan Kur'an oldugu kanaatine geldim."
24 saat Kur'an okunuyor. Çok enteresan bir seydir. Yine Yahya Kemal'in "Galib et yâ Rab, çünkü bu son ordusudur Islâm’in" seklinde kurtulus ordusunu tarif edisleri var. O zamanlar kurtarilmak istenen sey, tabii ki, vatan, millet ve dindir. Her üçüne birden siginilmis olmasi tabiidir." (Köprü, Eylül, 1988, s. 35)
Vatan, millet, din
TBMM'nin açilisinda yapilan "resmî merasim"in en büyük gayesi halkin Meclise güvenmesini saglamakti. Halk bu sekilde açilan Meclisin kararlarini ona göre degerlendirecekti.
23 Nisan'da açilan Meclisin en mühim vazifesi asker toplamakti. Peki asker nasil toplanacakti? Bu yarali ve bitkin halk nasil ayaga kaldirilacakti? Bu sorunun cevabini Birinci Mecliste milletvekili, Milli Egitim Bakani ve Saglik Bakani sifatlariyla bulunmus olan Dr. Riza Nur su sekilde vermektedir:
"... Simdi tuttugumuz siyaset, elimizdeki düstur sudur:
"Padisah-Halife, Hükümet Istanbul'da düsmanlar elinde esirdir.
Biz vekilleriyiz. Onlari, dini, milleti, devleti kurtaracagiz. Ey millet! Yunan gibi asirlardan beri kölemiz olan bir millete nasil boyun egeceksiniz?! Bu millet buna dayanamaz. Gayrete geliniz. Din gayreti lazimdir. Çünkü bütün millet âdeta istisnasiz, padisaha mutî, dine merbut (bagli), "padisah, din" diyor, baska birsey bilmiyor. Harpten de yorulmus, bitmis, parasiz, sefalette, bu haldeki bir milleti kolay kolay yeni bir harbe hazirlamak da mümkün degil. Bunun için Rumlar ile izzeti nefsini gicikliyorduk. "BakkalYorgi basiniza vali, mutasarrif, tasçi Vasil jandarma zabiti olacak nasil dayanacaksiniz?" diyoruz. Hakikaten Türk buna tahammül edemiyor. Anadolu’dan bu esnadaki seyahatlerimde bizzat böyle propaganda yaparken bu sözlerin herseyden müessir oldugunu görüyorum. Ayni zamanda dini de ele aliyorduk. "Kur'an'i apteshane kâgidi yapacaklar. Size sapka giydirecekler." diyorduk. Bu da pek müessir oluyordu..." (Hayat ve Hatiratim. c.3, s. 623)

Iste bu sekilde vatan, millet ve din unsurlarinin öne çikarilmasi pek müessir olmakta, halk yarali arslan gibi silkinip ayaga kalmakta, gönüllü olarak askere yazilmaktaydi

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Merasim nasil gerçeklesti?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» TeamSpeak'a Nasil Katilicam ve R Olucam Diyenler<<<<

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: GENEL KÜLTÜR VE YAPANCI DILLER-
Buraya geçin: