Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Zikrullah'ın hülasaten faydaları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Zikrullah'ın hülasaten faydaları   Ptsi Eyl. 01, 2008 3:35 pm

Zikrullah'ın hülasaten faydaları




Mehmed Zahid Kotku Rh.A Hazretleri

1. Hiç bir kavim (cemaat) yoktur ki, Allah-u Teàlâ'yı zikrettikleri vakitte, melâikeler o zikir meclisini tavaf etmesinler ve rahmet-ilâhiyye onları ihâta etmesin ve üzerlerine sekîne nâzil olup, Hak Sübhànehû ve Teàlâ cemâati kendi indindeki meleklerine öğmesin; bu mümkün değildir.

2. Her kim ki, Kur'an okunması veya zikrullah ile meşgul olması sebebiyle hâcetlerini istemeğe vakit bulamazsa, Allah-u Teàlâ o kimseye, diğer dua edip yalvaranların istediklerinden daha fazla ve efdalını, istemeden verir.

3. "Kıyamet gününde toplanan halkın arasında kerem ehlinin bilinmesi, murâd-ı ilâhî olarak emr olunur." diyen Efendimiz SAS Hazretleri'ne, ashab-ı kirâm:

"--Bu kerem ehli kimlerdir yâ Rasûlallah?" diye sordular.

Cevaben:

"--Onlar camilerde Allah'ın zikri için toplanan mü'minlerdir." buyurmuşlardır.

4. Rasûl-ü Ekrem SAS Efendimiz bir topluluk (cemaat) üzerine uğradılar. Onlara niçin toplandıklarını sordular. Cevâben:

"--Allah-u Teàlâ'yı zikir ve tahmîd için..." dediler.

Efendimiz o zaman:

"--Şimdi Cebrâîl AS geldi, bana haber verdi ki, Allah-u Teàlâ sizlerle meleklerine mübâhât etmektedir. Yâni, makàm-ı iftiharda siz kullarını yâd eder; meleklerine över." buyurmuştur.

5. Bir cemaat ki, Allah-u Teàlânın zikri için toplanırsa, muhakkak semâdan münâdîler nidâ edip;

"--Mağfiret olunduğunuz ve seyyiâtınız hasenâta tebdil olunduğu halde dağılınız!" derler.

6. Selmân-i Pâk RA bir cemaat ile beraber Allah-u Teàlâ'nın zikriyle meşgulken, Rasûlullah SAS Efendimiz onlara uğradılar. Onlar, Efendimizi görünce zikri bıraktılar. Efendimiz SAS sordular:

"--Ne diyorsunuz?"

Onlar da cevaben:

"--Allah-u Teàlâ'yı zikrediyorduk." dediler.

O zaman Efendimiz:

"--Rahmet-i ilâhiyenin nâzil olduğunu gördüm de, sizlerin aranıza girmeyi istedim." buyurdular ve ilâve ettiler:

"--Bana ümmetimden müttakî bir zümre ile beraber bulunmayı ve nefsime onlarla birlikte sabretmesini emreden Allah Celle ve A'lâ'ya hamd ederim ki, bana ümmetimin zâkir ve sàbirleri arasında olmamı emir buyurdular; lütuf ve ihsan ettiler."

Bu vâkıa ne kadar şâyân-ı dikkat desek de yine azdır. O büyük Sultan-ı Enbiya Efendimiz'in şu hâli, ümmet-i Muhammed'e bir örnek olabilse!.. Lâkin, âh o bilgiler, âh o servetler! İnsan nerede ise, "Böyle bilgi ve böyle servet olmaz olsun veya kahrolsun!" diyeceği geliyor. Bir bakıma da haklı oluyor.

Çünkü, bunlara sahip olanların kibir ve gururları, hem kendilerinin hem de bulundukları İslâm camiasının mahv ü perişanlıklarına sebeb oldukları görülmektedir.

Birbiriyle kaynaşmayan cemiyetlerin her zaman yıkılmaya mahkûm olduğu da görüle gelmektedir. Meselâ, bugünün bütün medeniyet vasıtaları denilen uçak, vapur, otomobil ve sâiredeki hareketler, hep onların teknik kaidelere bağlılıkları ve birbirleriyle sımsıkı irtibatlarının neticesi olduğu elbette inkâr edilemez. Tayyareyi uçuran haddi zatında o pervaneler görünüyorsa da, o pervaneyi çeviren motor ve âletlerden biri bozulsa derhal irtibat kesilir. "Tayyareyi ben havalandırıyorum!" diyen mağrur pervane ise, hiç bir işe yaramadan soluğu yerde alır. Her şey de buna kıyas edilebilir.

Onun için aziz kardeş, paraların, bilgilerin, senin olsun! Sen, Peygamberinin yaptığı gibi yap! Sakın paralarına, bilgilerine güvenip de Müslümanları, bilhassa fukara ve zuafâyı hor görme! Onları öyle yaratan Allah Celle ve A'lâ'nın hikmetini düşün! Eğer seni de öyle yaratsaydı, sana bu akıl, zekâ, kuvvet ve kudreti vermeseydi, acaba elinden ne gelirdi?.. O tımarhanelerdeki delileri, hastahane köşelerinde ıztırabdan kıvrananları, biraz insafla düşünmeni çok rica ederim. Allahu Teàlâ'nın bu lütfunu inkâr etme! Bu hususu göz önünde tutarak alçak gönüllü ol ve tevâzu ile hareket et; tavsiye ederim.

Fakat ne yazık ki, insanoğlu alıştığı ve edindiği huylardan pek kolay vazgeçemez. Hattâ bundan daha zor bir şey yoktur dersem, beni ayıplama. Bu sözlerim hep tecrübelerin mahsulüdür. Onun için, "Kötü huyları ancak teneşir temizler." diyen atalarımız bunu boşuna söylememişlerdir. Atalarımız bunu daha açık anlatmak için:

"--Dağların yer değiştirmesi mümkündür derlerse, inan! Fakat, ahlâkların, bilhassa kökleşmiş huyların değişmesi mümkündür derlerse pek inanma! Çünkü bu nâdirâttandır." demişlerdir.

Buna binâen, kişinin iyi huy ve ahlâka sahib olabilmesi için, mutlaka iyi ahlâklı, edîp, terbiyeli, hayâlı kimselerle arkadaşlık etmesi, ilim ve fazîlet sahiplerini bulup, onlarla hemhâl olması lâzımdır. Böylelerini bulmak bulunduğu yerde mümkün değilse, bulacağı yerlere kadar gitmek ve bu uğurda her türlü zahmete katlanmak, kendi saadeti icâbıdır. Böyle yapmazsa, Allah katında mes'uldür. Zîrâ, insanlık denilen o büyük devlet, öyle hemen kolayca elde edilmesi de böyle değil midir? Bu sebepten insana yakışan tavır, kibir, gurur, benlik değil, gördüğü her şeyden ibret almağa çalışmaktır.

Eşref-i Rûmî Hazretleri bunu şöylece dile getirmiştir:

Bir göz ki, olmaya ibret nazarında;
Ol düşmanıdır sahibinin baş üzerinde.

Bu bir hakikattır. Cenâb-ı Hakk'ın bahş ettiği bu göz nimeti, pek büyük bir nimettir. Fakat göz, her hayvanda vardır. Asıl hüner, bu gözle kâinâta ibret nazarıyla bakıp, eşyanın vücuduyla Hakk'a intikal etmektir. Yoksa, hemen dünya menfaatlerini temin için gözün nurunu zâyî etmek akıl kârı değildir. O güzel gözlerin ancak ebedî saadeti, ahiret saadet ve selâmetini, cennet ve cemâlullâhı kazanmak için verilmiş olduğunu bilmemiz gerektir.

Bütün a'zâlarımızı da aynı gayeyi te'min için çalıştırmamız lâzım olduğunu unutmamak gerektir. Dünya ve dünyadaki her şeyi Cenâb-ı Hak, bizim âhiret saâdetini kazanabilmemiz için yaratmış olduğunu da hatırdan çıkarmamak lâzımdır. Allah-u Celle ve A'lâ cümlemizin mûini olsun; cennet ve cemaliyle de ikram etsin... Âmîn.




ALINTIDIR

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Zikrullah'ın hülasaten faydaları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: