Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ramazan ve Yalnızlık

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Ramazan ve Yalnızlık   Paz Eyl. 07, 2008 3:09 pm

İnsanlar
vardır Ramazan'da; yalnız, yapayalnız. Bin bir çeşit sebebin bin bir
çeşit yalnızlığına katlanılır bu muhteşem ayda. Kalabalık içinde
yaşamak, yalnızlığı alıp götürmüyor içimizden.

Varlık
içinde yokluk gibi bir şeydir bu. Esbabı çeşit çeşit, esvabı türlü
türlü. Hepsinin de ortak bir özelliği var; yalnızlığı örtülü...

Birisi
yapayalnızdır Ramazan boyunca. Bomboş bir ev. Ne iftarın tadı vardır,
ne sahurun. Ezanı bekler sofrasız. Ezan, ba'sü badel mevttir her bir
fert için, onu huşu içinde topluca beklerseniz mahşer dirilişine
benzer; tek başına beklerseniz yalnızlık sizi ezer geçer. Yalnızlık
zordur; o yüzden "Allah'a mahsustur" demiştir halk. Ramazan'da daha
zordur bu yalnızlık. Göz ucuyla seyreder yalnız adam iftar telaşını ve
bir kez daha hisseder yalnızlığını. Teravihte ayrı bir koşuşturmaya
şahit olur. Tatlı bir telaştır bu. Heyhat! Yalnız adam, bir delilik
edip karışsa bir Ramazan çadırına, yine de çare bulamaz yalnızlığına...



Birisi,
uzakta olmanın yakınlığını, yakında olmanın uzaklığına tercih eder.
Kendine rağmen yaşamaktır bu! Ne var ki bilmez, bilemez nâdân,
gurbetteki adamın bağrında cayır cayır yanan bir ocaktır vatan.
Yanarsın yandım diyemeden, ağlarsın gözyaşlarını söyleyemeden. Hüzünlü
gurbetin sürgüne döndüğü demde, mehip ve vakur bir insan, dağların
dayanamadığı yalnızlığa katlanır. Başkaları için yaşamak, böyle bir
şeydir. Bazen mütemadiyen oruçlu olmayı şart koşar; ama hayatında açlık
çekmemiş biri, anlamaz bu muhteşem tevekkülü.
Birisi
yapayalnızdır iftar vakti. İlaç kokulu hastaneden uzaklara gönderir
buruk sevgisini. İster ki dua dua yükselen her bir cümlesi, bir üveyke
dönüşsün de evinin penceresinden içeriye süzülsün. Otursun masanın bir
kenarına, bakmadan vefasız evlatlarına ve onların hoyratlığına;
başlarını okşasın ve öylece beklesin iftar vaktini. Hayaldir bunların
hepsi. Soğuk gerçeğin ta kendisi, gösteriyor ki yoktur aslında bu
dünyada böyle adamların kimsesi...


Birisi
yetim kalmanın hüznünü yaşar ömür boyu. Şefkat, ipeklerden daha yumuşak
bir kalp ister. Oysa kasvet, bizi karanlık dehlizlere iter. Yetimlik
vardır milletçe yaşanan. Uzandıkça insanlar sonsuz bir şefkate, tamtam
sesleri yükselir ve davetiye gönderilir şiddete. Kalabalıklara yafta
yafta isimler bulunur ve ardından kalabalıklar içinde her bir insan
yalnızlığa soyunur. Bu haliyle ne iftar kaynaşmayı temin eder ne
teravih; farklı maskeler takmış güruhun çatışmasıdır bizde tarih...

Bütün
yalnızlıklar bir şeyler alıp götürür içimizden. En derin yerimizden.
Nesiller kaybolur, miras yok olur... Bu arada, biz olmadan farkında,
yeni bir tekevvün belirir nârin ruhlarımızda. Hatırlarız ki aslında
yalnızlık, kaderimizin bir parçası. Aldığımız son nefesin sonrası,
Münker, Nekir ve tabii ki Sen! Yalnız, yapayalnız çekilirsin hesaba. Ne
mala güvenebilirsin artık; ne evlad ü iyale. Makam bir hiçtir, şöhret
bir kirdir; yalnızların elinden tutacak sadece O kimsedir. Ramazan'da
yalnızlık damla damla sürüklüyorsa seni O'na, üzülme; yalnız değilsin.
Aslında hiçbir zaman yalnız kalmadın. Ne gurbette, ne uzlette seni
seninle baş başa bırakmadı O. Ne güzel söylemiş şair: Kimsesiz bir
kimse yok, her kimsenin var kimsesi/ Kimsesiz kaldım meded ey
kimsesizler kimsesi!

Belki
kirlenmiş gündemlerin içinden sıyrılıp kendimize yönelmemiz, içimizi
bir kere daha okumamız ve şöyle dememiz gerekiyor: Ey kimsesizler
kimsesi! Bize bir şekilde yalnızlığı yaşattın. Yalnızlığı yaşamayan
kalmadı içimizde. Dersler çıkardık kimsesizlikten. Aczimiz kuvvetimiz
oldu, fakrımız tesellimiz. Ve anladık ki hayatın kendisi aslında
mukaddes bir oruçmuş ve anladık ki asıl iftar, dudakların çatladığı o
günde ab-ı kevserin sunulduğu anmış. Senden dileğimiz o ki, Ramazan
vesilesiyle bizlere kapılarını aç; Sen de biliyorsun gönüller Sana
muhtaç...

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Ramazan ve Yalnızlık
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Zuhal Olcay ''7'' FuLL ALbüm

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: