Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İslamda Kadın ve Erkek

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: İslamda Kadın ve Erkek   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:28 pm

Aile ve aile fertlerinin karşılıklı
görevleri pedagoji, sosyoloji, hukuk vb. bilimlerin alanına giren
önemli konulardan biridir. Bu bilimlerin her biri, farklı bir açıdan bu
konuya yaklaşmıştır. Biz burada bu yaklaşımların tümüne değinecek
durumda değiliz. Sadece konuya bir eğitimci gözüyle bakıp neşeli ve
huzurlu bir hayat için gerekli olan hususları açıklamak istiyoruz. Bu
amaçla karı kocanın görevlerini üç bölümde ele alıyoruz:







1. Karı kocanın karşılıklı görevleri





2. Kocanın görevleri







3. Kadının görevleri







Hemen belirtelim ki bu bölme, ev ve karı koca ile sınırlı bir
bölmedir. Eğer bu çerçevenin dışına çıkacak olursak, başka görevler de
gündeme gelir. Eşlerin ailelerinin görevleri, toplumun karı koca
karşısındaki görevleri, devletin bu husustaki görevleri vs. gibi. Ancak
bu kısa yazıda onlara değinmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla bu üç
görevi esas alarak yazımızı üç bölüme ayırıyoruz. Her bölümde kısaca bu
görevlerin bir kısmına değineceğiz.







a) Karı kocanın karşılıklı görevleri:







1. Karşılıklı saygı: Karı
kocanın birbirine saygı göstermesi ailenin ruh sağlığı, sevginin
artması ve aile temelinin sağlamlaşması açısından büyük öneme sahiptir.
Bu saygı, karı kocanın birbirinin kişiliğine değer vermesini;
birbirinin görüşlerine, düşüncelerine ve zevklerine saygı duymasını
kapsar ve hayatlarının tüm alanlarını güzel etkisi altına alır.







2.
Karşılıklı sevgi: İnsanların birçok duygusal ihtiyacı
vardır ki en önemlilerinden biri de, sevgiye olan ihtiyaçtır. Karı ve
koca, birbirinin sevgisine ve ilgisine mazhar olmayı severler. Sevgisiz
yaşamın cazibesi yoktur; insanların çoğu ondan kaçar. Allah'ın Elçisi
(s.a.a.) buyuruyor ki: "Erkeğin, karısına 'Seni seviyorum' demesi,
hiçbir zaman onun kalbinden çıkmaz."







3. Affedici ve bağışlayıcı
olmak: Karı kocanın birbirinin hataları ve yanlışlarını affedip
görmezlikten gelmesi, aile ortamında büyük öneme sahiptir. Bu hususa
dikkat etmemek, aileye hâkim olan samimiyet ve huzur ortamını
huzursuzluk, kötümserlik, asabîlik ve memnuniyetsizlik ortamına
dönüştürür. Ruhun sakinliği, kinin bertaraf olması, izzetin artması,
ömrün uzaması vs., hadislerde affedici ve bağışlayıcı olmanın
etkilerinden sayılmıştır. İmam Sadık (a.s.) şöyle buyuruyor: "Üç şey
dünya ve ahiretin yüceliklerindendir: Sana zulmedeni bağışlaman,
seninle ilişkisini kesenle ilişki kurman ve sana karşı cahilce
davranana karşı sabırlı ve halim olman."







4. Sorumluluk almak: Aile
mutluluğunun temininde etkili olan amillerden biri de, eşlerin
karşılıklı sorumluluk duygusuna sahip olmasıdır. Kadın ve erkek,
müşterek bir yaşamı kabullenmekle, aile kurmadan önce üzerlerine görev
olmayan birtakım sorumluluklar aldıklarını bilmelidirler. Bu
sorumluluklar, kadın ve erkeğin yetenekleri, yetkileri ve özel
koşulları dikkate alınarak belirlenir. Geçimi sağlamak, aileyi idare
etmek, eşlik görevlerini yapmak, çocukları eğitmek vs. gibi. Bu
duygunun varlığı, aile bağının güçlenmesine ve ruhun huzurlu olmasına
sebep olur.







5. Ahlâk: Ahlâk, insan
hayatında önemli ve belirgin bir niteliktir. İnsanlara, özellikle de
eşe ve çocuklara karşı güzel ahlâklı olmak, insanın kişiliğinde derin
bir etki bırakır; toplumu ve aile ortamını sefa ve samimiyetle
doldurur. Güzel ahlâkın olmayışı da, hayatı karartır ve asabîlik, asık
suratlılık, sabırsızlık, bahanecilik vs. gibi olumsuz yan etkilere
neden olur; korku, kaygı, kişilik kaybı vs. gibi etkileri beraberinde
getirir. Tatlı dillilik, insanlara saygı göstermek, alçak gönüllülük,
geniş kalplilik, selâm vermek, hâl hatır sormak ve şefkat göstermek,
güzel ahlâklılığın tecellilerinden sayılır.







6. İyimserlik: Tarafların
birbirine güvenmesi, müşterek hayat için büyük bir sermayedir. Nitekim
güvensizliğin de hayatta birçok menfi etkisi vardır. Kötümser bir
kimse, negatif ve hasta bir ruha sahiptir. Onun ruh sağlığı ve dengesi
bozuktur. Kötümserlik sonucu eşine güveni olmayan bir insan, aile
hayatının sefa ve huzurundan mahrum kalır. Böyle bir insan, sosyal
ilişkilerde de başarılı olamaz. Çünkü başkaları hakkında kötü zan
besleyen biri, dostları ve arkadaşlarını kaybeder ve yalnız kalır. İmam
Ali (a.s.) buyuruyor ki: "Bir insana kötümserlik galip gelirse, onunla
hiçbir dostu arasında barış ve huzur kalmaz."







7. Rıfk ve müdara: Eşlerin
birbirine karşı görevlerinden biri de, rıfk ve müdaradır. Şöyle ki;
eşimizin kusurları, eksiklikleri ve hoşlanılmayan davranışları
karşısında sert bir tepki göstermemeli ve şiddete başvurmamalıyız; tam
tersine, şefkat ve samimiyetle yaklaşmalıyız. Çünkü kadının da, erkeğin
de sözlerinde ve davranışlarında karşı tarafın hoşlanmayacağı
eksikliklerinin olması doğaldır. Ne var ki müdara etmek, eşimizin
kusurları ve eksiklikleri karşısında umursamaz olmamız anlamına gelmez.
Müdaranın anlamı, eşimizin kusuru veya eksikliğini gidermeye çalışırken
onun kapasitesini göz önünde bulundurmamız, yapabileceğinden fazlasını
ondan beklemememiz ve istenmeyen özellikleri karşısında büyük insanlara
yakışan bir davranış sergilememizdir.







8. İffetli ve namuslu olmak:
Günümüz toplumunda bu özellik, genellikle kadınlardan beklenir. Ancak
hadislerin bu husustaki bakış açısı daha geniştir. Hadislerde, iffetli
olmak, karı kocanın karşılıklı görevlerinden biri ve en üstün ibadet
olarak sayılmıştır. Hz. Ali'nin (a.s.) tabiriyle iffet, şehvetler
karşısında direnmektir. Bu da hem kadından ve hem de erkekten istenilen
bir şeydir. Hadislerde, karı kocaya, birbiri için süslenerek
iffetlerini korumada birbirine yardımcı olmaları tavsiye edilmiştir.
İffetli olmak; eşin kirli insanlardan korunması, aile bağının
güçlenmesi, eşin güvenini kazanmak vs. gibi faydaları beraberinde
getirir.







9. Birbirini anlamak: Ailevî
sorunların birçoğunun temelinde eşlerin birbirini anlaması yatmaktadır.
Eşinin içinde bulunduğu şartları ve yaşadığı sıkıntıları anlayan bir
kimse, onun iyiliklerini daha iyi derk eder ve zahmetlerinin kadrini
bilir. Eşini anlamayan bir kimse, onun bütün çabalarını görmezlikten
gelir, kusurları ve eksiklerini gözünde büyütür; zahmetlerinin kadrini
bilmediği ve onu teşvik etmediği gibi, iğneli ve kinayeli sözleriyle de
onu incitir ve yaşama sevincini ondan alır. Gurur ve kibirden
kurtulmak, birbirinin ruh hâllerini ve sıkıntılarını bilmek, eşlerin
birbirini anlaması yolunda atılacak ilk adımlardır.







b) Kocanın görevleri:







1. Aile müdüriyeti: Çünkü o,
bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür.
Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya
dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz.







İmam Ali (a.s.), oğlu İmam Müçteba'ya şöyle vasiyet etmiştir:
"Kadına, şahsî işlerinden fazlasını yükleme. Çünkü o, reyhandır;
kahraman değildir."







Erkeğin sorumlulukları, sadece ailenin geçimini sağlamakla sınırlı
değildir. Aile fertlerine doğru yolu göstermek, eğitim ve terbiyelerine
nezaret etmek, onlara iyiliği emretmek, ahlâkî yönden sapmalarına engel
olmak vs. erkeğin önemli vazifelerindendir. Dikkat edilmesi gereken
husus ise şudur: Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile
fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür.







2. Ailenin geçimini sağlamak:
Evin asıl işlerini idare etmek kadının sorumluluğunda olduğu için,
doğal olarak erkek de ailenin geçimini temin etmelidir. Ancak bunu
minnetsiz bir şekilde yapmalıdır. Çünkü bu, aile reisliğinden dolayı
üzerine düşen bir görevdir.







3. Aileyi rahat yaşatmaya
çalışmak: Aile bireyleri, geçimlerinin temininin yanında nispî bir
refah içinde yaşayabilmeleri için erkeğin cömertliğine muhtaçtırlar. Bu
yönden bir kısma ve kısıtlamayla karşı karşıya kalırlarsa, birçok
ruhsal ve bedensel darbeye maruz kalırlar. Ancak aileyi rahat yaşatmak,
savurganlık yapmak ve israf etmek anlamına gelmemektedir. Bunun anlamı,
cimrilik yapmamak ve erkeğin ekonomik imkânlarına uygun biçimde aileyi
refah içinde yaşatmaya çalışmaktır. İmam Rıza (a.s.) buyuruyor ki:
"Erkeğin, ailesinin geçimini kısmaması gerekir ki ölümünü arzu
etmesinler."







4. Diktatörlükten sakınmak:
Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, emir ve nehiyde bulunmaktan
sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalıdır.
Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin
hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların
doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Bu husus o kadar önemlidir ki
Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Mümin, ailesinin yemek
istediğini yer. Ama münafık, kendi yemek istediğini ailesine yedirir."







c) Kadının görevleri







1. Kocasının sırlarını korumak:
Kadın, asla kocasının sırlarını ifşa etmemelidir. Aksi hâlde kocasının
güvenini kaybeder. Bazı erkeklerin işleri hakkında hanımına fikir
danışmamasının bir nedeni de, hanımının sır saklayacağından emin
olmaması ve söylediği şeyin ertesi gün ağızdan ağza dolaşmasından
korkmasıdır.







2. Kocasının işine yersiz yere
karışmamak: İnsan, fıtrî olarak özgürlük ve bağımsızlık ister. Bu
eğilim, erkeklerde daha güçlüdür. Hanımlar, hayırhahlıklarının her
zaman kocalarının yararına olacağını zannetmesinler. Bu konu, evlilik
hayatında zaman zaman ciddî krizlere yol açabilir. Bu yüzden erkeğin
bağımsızlığına zarar vermemeye çalışın.







3. Evi idare etmek: Evi idare
etmek ve ev işlerini evirip çevirmek, hukukî olarak kadının
sorumluluğunda olmasa da, ahlâkî olarak onun görevlerinden sayılmıştır.
Evi idare etmek, oldukça önemli bir iştir. Maalesef yalnızca ev
işlerini yapan kadınlar (ev kadınları), kendilerinin ve yaptıkları işin
gerçek değerini bilmiyorlar. Gerçek bir ev kadını, önemli bir birimin
tüm işlerini tek başına yapan liyakatli bir müdürdür. Hem plânlayıcı,
hem uygulayıcıdır. Uluslararası çapta kariyer sahibi olan birçok erkek,
bu başarısını "bir ev kadını"nın tedbiri, ahlâkı ve liyakatine
borçludur.







4. Ailenin harimini ve
değerlerini korumak: Kadının kocası hakkındaki en büyük vazifesi,
erkeğin evdeki namusu ve vekili olarak davranışları ve sözleriyle
ailenin harimini ve değerlerini korumaktır. Böyle bir kadın, hem
kocasının malını korur, israfa ve lükse kaçarak kocasının servetini
zayi etmez; hem tehlikeler karşısında aile haysiyetini ve kocasının
şerefini korur; hem de tesettüre riayet ederek namahremlere karşı
örtünür.







Kocanın cinsel ihtiyacını karşılamak, onu övüp teşvik etmek,
sevgiyi şarta bağlamamak vs. de, riayet edilmesi hâlinde hayatı neşeli
ve sefalı kılacak olan diğer hususlardandır.

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
İslamda Kadın ve Erkek
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: