Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Eski Ramazan Hikayeleri...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Eski Ramazan Hikayeleri...   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:29 pm

Ramazan
günlerinde Sultanahmet, Beyazıt, Fatih, Eyüp gibi hem büyük hem de
avluları müsait camilerin üstleri kapalı avlularında çeşitli sergiler
kurulurdu. Küçük dükkanlar olan bu sergilerde, Kur'an-ı Kerim ve diğer
dini kitaplar, tesbihler, yüzükler, hacıyağı gibi kokular ve buna
benzer şeyler satılırdı. Bu sergilerde genel Ramazan adabına uyarak,
ancak ikindi namazından sonra alışverişe açılırdı. Bu basit alışveriş,
bazı kimselere çok keyif verirdi. İkindiden iftara kadar olan
zamanlarını, bu sergiler önünde dakikalarca durarak, arada bir de küçük
bir şey alarak geçirirler, böylece iftar vaktinin nasıl geldiğinin
farkında olmazlardı. Rivayete göre, Sultan Mahmut'da bu sergileri pek
sever, tebdil olarak bazı ikindi üstleri Beyazıt Camii'ne gelir,
namazdan sonra tanıdığı birisinin küçük sergisinde oturarak saatlerce,
alışveriş edenleri, tesbihleri, dini levhaları seyredenleri, çeşitli
kokular sürdüğü halde beğenmeyenleri, zevkle izlerdi. İkindi üstleri
bir de kahvehanelerin hazırlıkları olurdu. Büyük camilerin yakınlarında
olan bu kahvelerin önleri, ağaç gölgeleri ile daima serin olurdu. Bazı
kimseler, ikindi namazından sonra buralara gelmeyi adet edinmişlerdi.
Kahvehanelerdeki alçak iskemlelere oturarak, koyu sohbetlere dalar,
böylece iftar vaktinin nasıl geldiğinin farkında olmazlardı. Ramazan
olduğu için şüphesiz bu kahvelerde hiçbir şey yenilmez, iştahlar
iftardan sonraya bırakılırdı. Yine bazı meraklılar, iftardan sonra da
kahvelerini evlerinde içmeyip, bu kahvehanelere koşarlar, acele acele
bir iki çay, kahve içer, çubuklarını tüttürürler, sonra da yine
camilere koşuşurlardı. Teravi bittikten sonra da kahvehane ve
çayhanelerin cümbüşlü saatleri başlardı. Bu kahvehanelerin arasında
sahura kadar açık olanları bulunur, gelenlertatlı sohbetler yapar,
kağıt oyunları yada tavla, dama oynarlard

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Eski Ramazan Hikayeleri...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Edgar Allen Poe - Hikayeler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: