Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:35 pm

İslâm'ın beş ana temelinden birisi de
ramazan–ı şerif ayında oruç tutmaktır. Oruç da namaz gibi bedenî bir
ibadettir. Medine–i Münevvere'de, Hicret'in ikinci yılı, şaban ayının
sonunda farz kılınmıştır. Hz. Peygamber, Hicret'in on birinci yılı,
rebiu'l–evvel ayında vefat ettiğinden dokuz ramazan orucu
tutabilmiştir. Bunlardan beşi, yirmi dokuz gün, dördü de otuz gün idi.

Orucun farziyeti: Kitab, sünnet ve icma–ı ümmetle sabittir. Cenab–ı Hak buyuruyor ki:

"Ey iman edenler! Oruç tutmak,
sizden önceki (ümmetler) üzerine yazıl(ıp farz kılın)dığı gibi sizin
üzerinize de yazıl(ıp farz kılın)dı. (Bu, öteden beri uygulanan ilâhî
bir kanundur.) Ta ki (oruç sebebiyle günahlardan) sakınmanızı, müttakî
olmanızı ümit edebilesiniz.
" (Oruç sayesinde nefsinize ve
şehvetlerinize hâkim olma alışkanlığını elde ederek günahlardan,
tehlikelerden sakınıp takva mertebesine erebilesiniz.)

Bu âyet–i kerimeden anlaşılıyor ki:

1– Oruç, Hazret–i Âdem'den itibaren bütün ümmetlere farz kılınmış bir ibadettir.

2– Bütün ibadetlere ve bilhassa
oruca devamdan takva hâsıl olur, yani bütün ibadetlere devam, sahibine
takva kazandırır. O hâlde ibadetsiz kişilerden takva beklenemez. Zira
takva, ibadetin mahsulüdür.

3– Takvayı kazandıramayan oruç ve diğer ibadetler Allah Teâlâ katında makbul değildir.

Abdullah b. Ömer'den rivayete göre: Resûlullah şöyle buyurdu:

"İslâm beş şey üzerine
kurulmuştur: Allah Teâlâ'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah
Teâlâ'nın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek,
haccetmek ve ramazan orucunu tutmak.
"(1)

Ramazan ayında oruç tutmanın farz oluşu üzerinde bütün Müslümanlar görüş birliği içindedir, yani icma etmişlerdir.

Oruç, bizi dünyada kötülüklerden sakındıran, âhirette cehennem
ateşinden koruyan ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olan önemli
bir ibadettir.

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Resûlullah:

"Kim, iman ederek ve mükâfatını sadece Allah Teâlâ'dan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur" buyurmuşlardır.(2)

Oruç, savm, sıyam, lügatta: İmsak, tutmak mânasına gelir. Dinî
ıstılahta ise: Niyetlenip tan yeri ağarmaya başladığı zamandan itibaren
akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsî
münasebette bulunmamak demektir. İftar kelimesi de, oruç açmak, bozmak
anlamındadır.





ORUCUN FARZ OLMASININ ŞARTLARI ŞUNLARDIR



1– Müslüman olmak

Kâfirler her şeyden önce iman ile mükelleftirler.

2– Akıllı olmak

Oruç, delilere farz değildir. Bir delinin deliliği sürdükçe
kendisine oruç farz olmaz Meselâ, ramazan ayının ilk on gününde deliren
birisi, on günün sonunda normale dönse, geri kalan günlerde oruç
tutmakla mükellef olacağı gibi geçen günleri kaza etmekle de mükellef
tutulur. Fakat ramazan ayının tamamını deli olarak geçirip bayram ve
bayramdan sonraki günlerde normale dönen kimse ramazan orucunu kaza
etmez. Baygınlar, komada olanlar ve bitkisel hayata girenler deli
gibidirler. Ramazandan önce komaya veya bitkisel hayata giren hastalar,
ramazanı bu şekilde geçirip ancak ramazandan sonra ayıldıklarında, o
ramazan orucunu kaza etmezler.

3– Erginlik, Büluğ çağına ermek

Erginlik çağına ulaşmayan çocuklara oruç farz değildir. Fakat
onları da güçleri ölçüsünde yavaş yavaş oruca alıştırmak,
heveslendirmek lâzımdır.

4- Kâfir diyarında yeni müslüman olmuş olan kimsenin orucun farz ol-duğunu bilmesi.





RAMAZAN ORUCUNUN EDÂSININ FARZ OLMASININ ŞARTLARI



1– Sıhhatli olmak

Hasta olanlara da oruç farzdır. Fakat hastalıkları oruç tutmalarına mani ise, iyileştikten sonra gününe gün kaza ederler.

2- Kadınlar, Hayız veya Nifas hâ-linde olmamalıdırlar

Bu hâlde olan kadınlar oruç tutamaz, namaz da kılamazlar.
Temizlendikten sonra sadece oruçlarını kaza ederler, namazlarını kaza
etmezler.

3– Mukim olmak

Ramazan ayında seferî olan kimselere de oruç farzdır. Fakat
ramazanda her hâlükârda oruç tutmaları gerekmez. İmkân bulurlarsa
tutarlar, bulamazlarsa ramazandan sonra kaza ederler.



ORUCUN EDÂSININ SAHİH YANİ TUTULAN ORUCUN KABUL OLUNMASININ ŞARTLARI



1– Niyet etmek

Çünkü oruç, bir ibadettir. Niyetsiz ibadet olmaz. Ramazan orucuna
niyet, hemen iftardan sonra veya ertesi gün kuşluk vaktine kadar
herhangi bir anda yapılabilir. Oruç tutmak üzere sahura kalkmak da bir
niyettir. Asıl niyet, insanın kalbindedir. Ancak diliyle de: "Niyet ettim, ramazan–ı şerifin yarınki orucuna"
derse, daha iyi olur. Zamanı tayin edilmiş olan adak oruçları ile
nafile oruçlarının niyeti de böyledir. Fakat ramazan orucunun kazasına,
kefâret oruçlarına, nafile olarak başlanıp bozulan orucun kazasına ve
zamanı tayin edilmemiş olan adak oruçlarına ise ancak, akşam iftardan
itibaren sabah tan yeri ağarıncaya kadar niyet edilir. Ondan sonra
edilmez.

2- Orucu bozan ve oruca aykırı olan şeylerden uzak durmak

Cünüplük hâli, oruca mâni değildir.







ORUCUN HÜKMÜ



Oruç muhkem bir farzdır İnkâr eden, hafife alan, alay eden kâfir
olur, dinden çıkar. İnkâr etmeksizin, dinen geçerli bir mazereti
olmadıkça orucu tutmayanlar günahkâr olurlar, azaba maruz kalırlar.
İman ederek ve mükâfatını ALLAH Teâlâ'dan bekleyerek orucunu tutanlar
ise, dinen farz olan borçtan kurtulurlar ve âhirette büyük sevaba nail
olurlar. Lütfu ve ihsanı sonsuz olan yüce Allah, kullarının
ibadetlerine, yaptıkları iyiliklere bire ondan, yedi yüz katına kadar
mükâfat vereceğini bildirdiği hâlde; oruç hakkında:

"Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben veririm."(3) buyurarak oruca ayrı bir önem vermiş; dolayısıyla mükâfatının çok daha fazla olacağına işaret etmiştir.

Oruç büyük bir sabır ve fedakârlık sonucu yerine getirilen bir
ibadet olduğu için, karşılığı da ona göre kat kat fazlasıyla
verilecektir. Hatta oruçluların, kendileri için özel olarak ayrılan "Reyyan" kapısından cennete girecekleri, Peygamberimiz Efendimiz tarafından bildirilmiştir.(4)

Oruçlu, Allah Teâlâ'ya kavuşup mutluluğun zirvesine çıktığı gün en büyük sevinci tadacaktır. Nitekim:

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Resûlullah:

"Oruçlunun sevinip neşelendiği
iki sevinci vardır: Birincisi, orucu bozduğu zaman sevinir, öbürü de
Rabbine kavuştuğu zaman orucunun mükâfâtı ile sevinir.
"(5) buyurdu.



ORUCUN RÜKNÜ



Yeme, içme, cinsî arzulardan, diğer bir ifadeyle orucu bozan şeylerden kaçınmaktır.

Şu hususu da önemle belirtelim ki: Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi
içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda haramlardan ve her türlü
kötülüklerden de uzaklaşmaktır. Bize helâl olan yiyecek ve içeceklerden
uzak durduğumuz gibi; dilimiz yalandan–gıybetten, ellerimiz haram
işlerden, midemiz haram lokmadan, gözlerimiz harama bakmaktan,
kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız haram–mekruh
işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalı ve ömür
boyu böyle devam etmelidir. Oruçludan beklenen budur.

Oruç tutan bir Müslüman çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın
başında iftar vaktine bir dakika kalsa bile, kendisine helâl olan
yiyecek ve içeceklere elini sürmez. Çok acıkmış ve susamış olsa bile,
sabırla iftar vaktini bekler. Oruç tutan bir mü'minin, Allah Teâlâ'nın
emri karşısındaki bu teslimiyeti, ne ulvî bir manzaradır. Orucun
müslümana kazandırdığı bu nefis terbiyesi ve irade hâkimiyeti, insanı
nefsanî arzuların esaretinden kurtarıp âdeta melekleştiren gerçek bir
eğitimdir.

Şimdi insafla düşünelim: Helâl olan şeylere bile elini sürmeyen bu
oruçlu, nasıl olur da harama el uzatabilir? Vücûdunun ihtiyacı olan
faydalı yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabilen bir mü'min,
nasıl olur da haram içkileri kullanmaktan vazgeçmez, sigarayı bırakmaz.

Oruç, bize belirli bir süre helâl olan şeylerden uzaklaşmakla haramlardan sakınmayı öğretir.







ORUCUN KISIMLARI



1- Tutulması farz olan oruçlar

Ramazan orucunun edâsı da kazası da farzdır. Kefâret oruçları da farzdır.



2– Tutulması vacib olan oruç

Nezir yani adak oruçları ile, başlanıp da bozulan bir nafile orucu kaza etmek vacibtir.



3– Tutulması sünnet olan oruç

Muharrem ayının dokuz ve onuncu aşûre günü veya onuncu ve on birinci günü oruç tutmak.



4– Tutulması mendub olan oruçlar

Kamerî ayların on üç, on dört ve on beşinci günleri, haftanın
pazartesi–perşembe günleri, şevval ayında peş peşe veya ayrı ayrı altı
gün oruç tutmak, Hz. Davud (a.s.)'un yaptığı gibi gün aşırı oruç tutmak
da mendubtur.



5– Tutulması nafile olan oruçlar

Farz veya vacib olmayarak sırf Allah rızası için tutulan oruçlardır.



6– Tutulması haram olan oruçlar

Ramazan bayramının birinci günü ile Kurban bayramının dört gününde
oruç tutmak haram kılınmıştır. Bu günler, Allah Teâlâ'nın kullarına
birer ziyafet günleridir. Oruç tutarak Allah Teâlâ'nın ziyafetinden
kaçmak doğru değildir.



7– Tutulması mekruh olan oruçlar



Sadece aşûre günü oruç tutmak tenzihen mekruhtur. Nevruz günü,
yalnız cuma veya cumartesi gününü tayin ederek oruç tutmak mekruhtur.
Ancak âdetine denk gelirse mekruh olmaz. Bütün seneyi oruçlu geçirmek
de mekruhtur. Çünkü bu tür oruç, sahibini ya zayıflatır, ya da âdet
hâline gelmiş olur, ibadet mânası kalmamış olur. Kocasının izni yokken,
bir kadının nafile oruç tutması mekruhtur.

Ramazan ayı, hilalin görülmesi, havanın bulutlu olması sebebiyle
hilalin görülememesi hâlinde şaban ayının otuz güne tamamlanması ile
sabit olur. Hava bulutlu olduğu zaman, şaban ayının yirmi dokuzuncu
gününü takip eden güne yevm–i şek (şaban ayının son, yoksa ramazan
ayının ilk günü mü diye şüphe edilen gün) denir. Bu günde tereddütlü;
yani ramazansa ramazan, değilse nafile oruç niyetiyle oruç tutmak
mekruhtur. Bir İslâm ülkesinde hilâl görülürse, diğer İslam ülkelerinin
de oruca başlamaları gerekir. Ancak bu gibi haberlerin gerçek olması ve
isbat edilmesi lâzımdır.

Ramazan ayı bazı yıllarda 29, bazı yıllarda da 30 gün olmaktadır.
Ramazan ayı 29 gün olduğu zaman oruç yine tamdır. Çünkü farz olan,
ramazan ayının tamamını oruçlu geçirmektir. Bu sebeple; ramazan ayının
29 gün olduğu yıllarda tutulan orucun eksik olması söz konusu değildir.

Ramazan ayı girmeden önce, onu karşılamak maksadıyla bir veya iki
gün oruç tutmak doğru değildir. Böyle bir oruç, farz olan ramazan
orucuna ilâve görüntüsü taşıdığından mekruh görülmüştür.

Ayın ve haftanın belirli günlerini oruç tutmayı alışkanlık hâline
getiren kimsenin oruç tuttuğu günler ramazan öncesindeki iki güne
rastlarsa bu oruçları tutmak mekruh olmadığı gibi, ramazandan önce iki
günden fazla oruç tutmak da mekruh değildir.

Oruç bir ibadet olduğu için, her ne sûretle olursa olsun başladıktan sonra orucu bozmak günahtır. Hem de büyük günah. Çünkü:

Ebû Hüreyre'den rivayete göre, Resûlullah şöyle buyurdu:

"Her kim dinen geçerli bir
ruhsat veya hastalık olmaksızın ramazandan bir günün orucunu yerse,
bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz!
"(6)

Binaenaleyh çok çok tevbe–istiğfar etmek ve onu kaza etmek gerekir.
Ramazan orucu, dinen geçerli bir mazeret olmadan bozulduğu takdirde,
ayrıca kefâret adı verilen dünyevî bir ceza da vardır. Şimdi oruç
nelerden bozulur, nelerden bozulmaz? Ne zaman kefâret gerekir, ne zaman
gerekmez? Bunları izah edeceğiz.



A– ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER:



1– Hatırlayınca bırakmak
şartıyla, oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek, cinsî münasebette
bulunmak. Çünkü unutmak bir zarurettir.

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Resûlullah: "Oruçlu
kimse oruçlu olduğunu unutup da yediği veya içtiği zaman, orucunu
(bozmayıp) tamamlasın! Çünkü o oruçluya ancak Allah yedirmiş ve
içirmiştir.
"(7)
buyurmuştur. Görülüyor ki oruçlu iken unutarak yemek–içmek, Allah Teâlâ
tarafından oruçlu kullar hakkında müstesna bir fazl–ü ihsândır. Bir
kolaylaştırma ve zorluğu gidermedir.

Oruçlu olduğunu, unutarak yemek yiyen bir kimseyi görenler, eğer
bu kimse oruç tutmaya kudreti olan, sıhhatli bir kimse ise, ona oruçlu
olduğunu derhal hatırlatmalıdırlar. Yok, zayıf, aciz ve orucu
tamamlamaya kudreti olmayan birisi ise hatırlatmayacaklardır. Çünkü
unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Ancak hatırlanınca derhal bırakmak
şarttır. Bırakılmayıp yeme–içmeye devam edilirse, oruç bozulur.

2– Bir kadına bakmak veya onu düşünmek sûretiyle inzal vaki olmak (menisi gelmek). Ancak bu gibi hâller orucun sevabını azaltır.

3– Uyurken ihtilam olmak, yani uyurken cünüplük hâli meydana gelmek.

4– Hanımını sadece öpmek.

5– Cünüp olarak sabahlamak ve sabahleyin yıkanmak.

6– Ağzına gelen balgamı veya
kafasından burun içine inen akıntıyı içine çekip akıntıyı yutmak.
Ağzındaki tükürüğü yutmak. Ağzından dışarı çıkıp tamamen ayrılan
tükürüğü tekrar yutmak orucu bozar.

7– Yıkanırken kulağına su kaçırmak.

8– Kendi isteğiyle olmayarak boğazına duman kaçırmak.

9– Boğazına toz girmek veya sinek kaçmak.

10– Ağzına aldığı ilacın tadı boğazına varmak.

11– Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan ve nohut tanesinden küçük olan şeyi yemek.

12– Dışardan susam tanesi kadar
bir şey alarak ağzının içinde yavaş yavaş çiğneyip yok etmek ve tadı
boğazına varmamak. Eğer çiğnemeden dışardan böyle bir şeyi yutarsa,
oruç bozulur.

13– İhlile (erkeğin âletinin sidik deliği) ilaç veya su akıtmak.

14– Oruçlu iken kan aldırmak, bıyık yağlamak.

15– Oruçlu iken gıybet etmek, yalan konuşmak. Ancak bu gibi haramları işlemek orucun sevabını yok edebilir.

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Peygamberimiz:

"Oruçlu iken her kim yalan
söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini
içmesini bırakmasına Allah Teâlâ için hiçbir ihtiyaç yoktur.
"(8)buyurmuştur.

16– Göze ilaç damlatmak, sürme çekmek.

17– Orucu bozmaya niyetlenmek, fakat bozmamak

18– Kulağını bir şeyle karıştırıp, irin vb. şeyler çıkmak.

19– Bir şeyi koklamak.

20– Kendiliğinden gelen kusuntunun gene kendiliğinden geri gitmesi. Fakat kendiliğinden gelen kusuntuyu iade orucu bozar.

21– Boğaza parmak salıp azıcık kusmak. Ağız dolusu olursa, bozulur.

22– Kendi elinde olmaksızın kusmak.

Not: Kusma hâdiselerinde, orucu ihtiyaten kaza etmek gerekir.

Ramazan ayında, geceleri hanımlara yaklaşmak, cinsî münasebet kurmak
helâldir. Hâlbuki orucun farz olduğu ilk yıllarda yatsı namazını
kıldıktan ve uyuduktan sonra yemek, içmek ve cinsî münasebet caiz
değildi. Daha sonra Allah Teâlâ'dan bir rahmet eseri bu durum
hafifletildi ve imsak vaktine kadar yemek, içmek ve cinsî münasebet
helâl kılınmıştır.

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Geri: Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:36 pm

ORUCUN RÜKNÜ



Yeme, içme, cinsî arzulardan, diğer bir ifadeyle orucu bozan şeylerden kaçınmaktır.

Şu hususu da önemle belirtelim ki: Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi
içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda haramlardan ve her türlü
kötülüklerden de uzaklaşmaktır. Bize helâl olan yiyecek ve içeceklerden
uzak durduğumuz gibi; dilimiz yalandan–gıybetten, ellerimiz haram
işlerden, midemiz haram lokmadan, gözlerimiz harama bakmaktan,
kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız haram–mekruh
işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalı ve ömür
boyu böyle devam etmelidir. Oruçludan beklenen budur.

Oruç tutan bir Müslüman çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın
başında iftar vaktine bir dakika kalsa bile, kendisine helâl olan
yiyecek ve içeceklere elini sürmez. Çok acıkmış ve susamış olsa bile,
sabırla iftar vaktini bekler. Oruç tutan bir mü'minin, Allah Teâlâ'nın
emri karşısındaki bu teslimiyeti, ne ulvî bir manzaradır. Orucun
müslümana kazandırdığı bu nefis terbiyesi ve irade hâkimiyeti, insanı
nefsanî arzuların esaretinden kurtarıp âdeta melekleştiren gerçek bir
eğitimdir.

Şimdi insafla düşünelim: Helâl olan şeylere bile elini sürmeyen bu
oruçlu, nasıl olur da harama el uzatabilir? Vücûdunun ihtiyacı olan
faydalı yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabilen bir mü'min,
nasıl olur da haram içkileri kullanmaktan vazgeçmez, sigarayı bırakmaz.

Oruç, bize belirli bir süre helâl olan şeylerden uzaklaşmakla haramlardan sakınmayı öğretir.







ORUCUN KISIMLARI



1- Tutulması farz olan oruçlar

Ramazan orucunun edâsı da kazası da farzdır. Kefâret oruçları da farzdır.



2– Tutulması vacib olan oruç

Nezir yani adak oruçları ile, başlanıp da bozulan bir nafile orucu kaza etmek vacibtir.



3– Tutulması sünnet olan oruç

Muharrem ayının dokuz ve onuncu aşûre günü veya onuncu ve on birinci günü oruç tutmak.



4– Tutulması mendub olan oruçlar

Kamerî ayların on üç, on dört ve on beşinci günleri, haftanın
pazartesi–perşembe günleri, şevval ayında peş peşe veya ayrı ayrı altı
gün oruç tutmak, Hz. Davud (a.s.)'un yaptığı gibi gün aşırı oruç tutmak
da mendubtur.



5– Tutulması nafile olan oruçlar

Farz veya vacib olmayarak sırf Allah rızası için tutulan oruçlardır.



6– Tutulması haram olan oruçlar

Ramazan bayramının birinci günü ile Kurban bayramının dört gününde
oruç tutmak haram kılınmıştır. Bu günler, Allah Teâlâ'nın kullarına
birer ziyafet günleridir. Oruç tutarak Allah Teâlâ'nın ziyafetinden
kaçmak doğru değildir.



7– Tutulması mekruh olan oruçlar



Sadece aşûre günü oruç tutmak tenzihen mekruhtur. Nevruz günü,
yalnız cuma veya cumartesi gününü tayin ederek oruç tutmak mekruhtur.
Ancak âdetine denk gelirse mekruh olmaz. Bütün seneyi oruçlu geçirmek
de mekruhtur. Çünkü bu tür oruç, sahibini ya zayıflatır, ya da âdet
hâline gelmiş olur, ibadet mânası kalmamış olur. Kocasının izni yokken,
bir kadının nafile oruç tutması mekruhtur.

Ramazan ayı, hilalin görülmesi, havanın bulutlu olması sebebiyle
hilalin görülememesi hâlinde şaban ayının otuz güne tamamlanması ile
sabit olur. Hava bulutlu olduğu zaman, şaban ayının yirmi dokuzuncu
gününü takip eden güne yevm–i şek (şaban ayının son, yoksa ramazan
ayının ilk günü mü diye şüphe edilen gün) denir. Bu günde tereddütlü;
yani ramazansa ramazan, değilse nafile oruç niyetiyle oruç tutmak
mekruhtur. Bir İslâm ülkesinde hilâl görülürse, diğer İslam ülkelerinin
de oruca başlamaları gerekir. Ancak bu gibi haberlerin gerçek olması ve
isbat edilmesi lâzımdır.

Ramazan ayı bazı yıllarda 29, bazı yıllarda da 30 gün olmaktadır.
Ramazan ayı 29 gün olduğu zaman oruç yine tamdır. Çünkü farz olan,
ramazan ayının tamamını oruçlu geçirmektir. Bu sebeple; ramazan ayının
29 gün olduğu yıllarda tutulan orucun eksik olması söz konusu değildir.

Ramazan ayı girmeden önce, onu karşılamak maksadıyla bir veya iki
gün oruç tutmak doğru değildir. Böyle bir oruç, farz olan ramazan
orucuna ilâve görüntüsü taşıdığından mekruh görülmüştür.

Ayın ve haftanın belirli günlerini oruç tutmayı alışkanlık hâline
getiren kimsenin oruç tuttuğu günler ramazan öncesindeki iki güne
rastlarsa bu oruçları tutmak mekruh olmadığı gibi, ramazandan önce iki
günden fazla oruç tutmak da mekruh değildir.

Oruç bir ibadet olduğu için, her ne sûretle olursa olsun başladıktan sonra orucu bozmak günahtır. Hem de büyük günah. Çünkü:

Ebû Hüreyre'den rivayete göre, Resûlullah şöyle buyurdu:

"Her kim dinen geçerli bir
ruhsat veya hastalık olmaksızın ramazandan bir günün orucunu yerse,
bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz!
"(6)

Binaenaleyh çok çok tevbe–istiğfar etmek ve onu kaza etmek gerekir.
Ramazan orucu, dinen geçerli bir mazeret olmadan bozulduğu takdirde,
ayrıca kefâret adı verilen dünyevî bir ceza da vardır. Şimdi oruç
nelerden bozulur, nelerden bozulmaz? Ne zaman kefâret gerekir, ne zaman
gerekmez? Bunları izah edeceğiz.



A– ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER:



1– Hatırlayınca bırakmak
şartıyla, oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek, cinsî münasebette
bulunmak. Çünkü unutmak bir zarurettir.

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Resûlullah: "Oruçlu
kimse oruçlu olduğunu unutup da yediği veya içtiği zaman, orucunu
(bozmayıp) tamamlasın! Çünkü o oruçluya ancak Allah yedirmiş ve
içirmiştir.
"(7)
buyurmuştur. Görülüyor ki oruçlu iken unutarak yemek–içmek, Allah Teâlâ
tarafından oruçlu kullar hakkında müstesna bir fazl–ü ihsândır. Bir
kolaylaştırma ve zorluğu gidermedir.

Oruçlu olduğunu, unutarak yemek yiyen bir kimseyi görenler, eğer
bu kimse oruç tutmaya kudreti olan, sıhhatli bir kimse ise, ona oruçlu
olduğunu derhal hatırlatmalıdırlar. Yok, zayıf, aciz ve orucu
tamamlamaya kudreti olmayan birisi ise hatırlatmayacaklardır. Çünkü
unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Ancak hatırlanınca derhal bırakmak
şarttır. Bırakılmayıp yeme–içmeye devam edilirse, oruç bozulur.

2– Bir kadına bakmak veya onu düşünmek sûretiyle inzal vaki olmak (menisi gelmek). Ancak bu gibi hâller orucun sevabını azaltır.

3– Uyurken ihtilam olmak, yani uyurken cünüplük hâli meydana gelmek.

4– Hanımını sadece öpmek.

5– Cünüp olarak sabahlamak ve sabahleyin yıkanmak.

6– Ağzına gelen balgamı veya
kafasından burun içine inen akıntıyı içine çekip akıntıyı yutmak.
Ağzındaki tükürüğü yutmak. Ağzından dışarı çıkıp tamamen ayrılan
tükürüğü tekrar yutmak orucu bozar.

7– Yıkanırken kulağına su kaçırmak.

8– Kendi isteğiyle olmayarak boğazına duman kaçırmak.

9– Boğazına toz girmek veya sinek kaçmak.

10– Ağzına aldığı ilacın tadı boğazına varmak.

11– Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan ve nohut tanesinden küçük olan şeyi yemek.

12– Dışardan susam tanesi kadar
bir şey alarak ağzının içinde yavaş yavaş çiğneyip yok etmek ve tadı
boğazına varmamak. Eğer çiğnemeden dışardan böyle bir şeyi yutarsa,
oruç bozulur.

13– İhlile (erkeğin âletinin sidik deliği) ilaç veya su akıtmak.

14– Oruçlu iken kan aldırmak, bıyık yağlamak.

15– Oruçlu iken gıybet etmek, yalan konuşmak. Ancak bu gibi haramları işlemek orucun sevabını yok edebilir.

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Peygamberimiz:

"Oruçlu iken her kim yalan
söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini
içmesini bırakmasına Allah Teâlâ için hiçbir ihtiyaç yoktur.
"(8)buyurmuştur.

16– Göze ilaç damlatmak, sürme çekmek.

17– Orucu bozmaya niyetlenmek, fakat bozmamak

18– Kulağını bir şeyle karıştırıp, irin vb. şeyler çıkmak.

19– Bir şeyi koklamak.

20– Kendiliğinden gelen kusuntunun gene kendiliğinden geri gitmesi. Fakat kendiliğinden gelen kusuntuyu iade orucu bozar.

21– Boğaza parmak salıp azıcık kusmak. Ağız dolusu olursa, bozulur.

22– Kendi elinde olmaksızın kusmak.

Not: Kusma hâdiselerinde, orucu ihtiyaten kaza etmek gerekir.

Ramazan ayında, geceleri hanımlara yaklaşmak, cinsî münasebet kurmak
helâldir. Hâlbuki orucun farz olduğu ilk yıllarda yatsı namazını
kıldıktan ve uyuduktan sonra yemek, içmek ve cinsî münasebet caiz
değildi. Daha sonra Allah Teâlâ'dan bir rahmet eseri bu durum
hafifletildi ve imsak vaktine kadar yemek, içmek ve cinsî münasebet
helâl kılınmıştır.





B– ORUCU BOZAN, HEM KAZA VE HEM DE KEFÂRET GEREKTİREN ŞEYLER:



Önce kaza ve kefâret tabirlerini izah edelim Kaza:



Bozulan orucu gününe gün tutmaktır. Kefâret:



Bozulan ramazan orucuna karşılık dünyevî bir cezadır ki sırasıyla:



a– Bir köle azat etmek

b– Köle azat etme imkânını bulamazsa, iki ay aralıksız oruç tutmak.

c– Yaşlılık, zayıflık veya
hastalıktan dolayı oruç tutamazsa, altmış fakiri sabah–akşam
doyurmaktır. İşte kefâret bunlardan ibarettir. Bunların hiçbirisine
gücü yetmezse, Allah Teâlâ'dan afv–ü mağfiret ister. Kefâret
gerektirecek şekilde birkaç defa oruç bozan kimseye, eğer evvelkilerin
kefâreti yapılmamış ise, hepsine bir kefâret kâfi gelir.

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Geri: Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:36 pm

ORUCU BOZAN KEFÂRET GEREKTİREN ŞEYLER:



1– Oruçlu olduğunu bile bile yemek, içmek.

2– Oruçlu olduğunu bile bile cinsî münasebette bulunmak.

3– Ağza giren yağmuru, doluyu veya karı bile bile yutmak.

4– Sigara, puro, vb. şeyleri içmek, enfiye çekmek.

5– Çiğ et vb. şeyleri yemek.

6– Az miktarda tuz yemek.

7– Hanımının veya sevdiği bir başka kimsenin tükürüğünü yutmak.

8– Kil vesaire gibi yemesini âdet edindiği bir çamuru vb. şeyleri (kömür, kül gibi) yemek.

9– Hanımını şehvetle öptükten, gıybet yaptıktan veya kan aldırdıktan sonra oruç bozuldu zannıyla bile bile orucu bozmak.

10–Hariçten susam tanesi veya en az o büyüklükte olan başka bir yiyecek maddesini ağza alıp yutmak. Buğday ve arpa tanesi yutmak.

Kaza ve kefâret gerektirecek şekilde orucu bozan kimseye, aynı gün,
orucu bozmayı mubah kılan bir hastalık gelse veya bu kimse kadın ise,
hayız kanı gelse veya loğusa olsa kefâret düşer. Çünkü bu durumlarda
olan kimsenin orucu zaten bozulacaktı ve sadece kaza gerekecekti. Ancak
böyle durumlarda sefere çıkmak, kefâreti düşürmez.



C– ORUCU BOZAN VE YALNIZ KAZA GEREKTİREN ŞEYLER:



1– Sade un, sade hamur veya pirinç yemek.

2– Bir defada çok miktarda tuz yemek.

3– Yenmesi âdet edinilmeyen bir toprağı yemek.

4– Zeytin çekirdeği vb. şeyleri yutmak.

5– Ayva gibi olmadan yenmeyen ham meyve yemek.

6– Pamuk ve kâğıt gibi yenmesi âdet edinilmeyen şeyi yutmak.

7– İçi henüz olmamış taze ceviz yutmak.

8– Kuru ceviz, fındık, fıstık veya bademi katı kabuğuyla yutmak.

9– Taş, demir, bakır, altın, gümüş, toprak yutmak.

10– Hukne etmek (arkasından ilaç akıtmak), şırınga yaptırmak.

11– Burnuna ilaç çekmek, burun damlası kullanmak.

12– Boğazına huni ile bir şey akıtmak.

13– Kulağının içine yağ, ilaç veya su damlatmak.

14– Ağzına aldığı boyalı ibrişim vb. şeyin boyasıyla rengi bozulmuş olan tükürüğünü yutmak.

15– Karnında veyahut başında
bulunan bir yaraya akıtılan ilaç mideye veya dimağa (beyin, kafanın
içine) ulaşmak. Bu bakımdan zamanımızda, oruçlu iken vurulacak olan
iğne veya aşının orucu bozar kabul edilmesi daha ihtiyatlıdır.

16– Boğazına kaçan yağmur veya karı istemeyerek yutmak.

17– Abdest alırken, ağzına aldığı su boğazına veya burnuna aldığı su genzine hata yoluyla kaçmak.

18– Bir başkasının zor kullanmasıyla oruç bozmak.

19– Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan şeyi yemek.

20– Uyurken birisi tarafından boğazına su dökülmek.

21– Unutarak yedikten veya içtikten sonra orucu bozuldu zannıyla bilerek yemek ve içmek.

22– Boğazına parmak salıp kendi isteğiyle kusmak.

23– Ağız dolusu gelen kusmayı iade etmek.

24– Bile bile midesine veya
genzine duman sokmak. Binaenaleyh astım hastalarının kullandığı nefes
açıcı fısfıs orucu bozar. Çünkü o sadece hava değil, nefes açıcı ilaç
içeren özel bir havadır.

25– Tan yeri ağarmışken, vakit var zannıyla yemeye ve içmeye devam etmek.

26– Güneş batmadan evvel, battı zannıyla iftar etmek.

27– Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak.

28– Cinsel ilişki dışında kadının bir tarafına temas ettirmek veya öpmek sûretiyle inzal vaki olmak (menisi akmak).

29– Ramazan orucuna niyet etmeyerek gündüz yiyip içmek.

30– Oruçlu iken sefere niyet edip memleketinden çıkınca orucu bozmak.

31– Hastalık gibi dinen geçerli bir özür sebebiyle orucu bozmak.

32– Arka veya ön uzvuna yaş, ıslak parmağını girdirmek.

33– Ön (kadınlar için söz
konusu) veya arka organlara kaybolacak şekilde pamuk ve sargı bezleri
sokmak. Böyle kuru maddelerin uçları dışarıda kalırsa, oruç bozulmaz.

34– Oruçlu bir kimseye ok veya
mermi gibi bir şey saplandığında, saplanan şeyin ucu dışarıda
kalmayacak şekilde vücûd içinde kaybolursa oruç bozulur ve kâza lâzım
gelir.

Not:
Bu sebeplerden herhangi birisiyle orucu bozulmuş olan bir kimsenin, tan
yeri ağardıktan sonra hayzı veya loğusalığı bitip temizlenmiş olan bir
kadının akşama kadar gene imsak etmesi, yani oruçlu gibi durması
vaciptir.



D– ORUÇLUYA MEKRUH OLAN ŞEYLER:



1– Bir şeyi tatmak. Kocası aksi olan bir kadın yemeğin tuzuna bakabilir.

2– Bir şey çiğnemek. Bir kadın ufak çocuğu için, oruçsuz kimse bulamazsa çiğneme yapabilir.

3– Ağzında tükürüğü biriktirip yutmak.

4– Zayıf düşürme ihtimali bulunduğu zaman kan aldırmak, hacamat olmak veya meşakkatli işlerde bulunmak.

5– Nefsinden emin olmayanların
hanımını öpmesi, sarılması ve kucaklaması. Bir boşalma olmaması
durumunda böyledir. Eğer öpmek veya kucaklamakla boşalma meydana
gelirse mekruh olmakla kalmaz, oruç bozulur.

6– Oruçlunun taharet yaparken
ilgili mahalli yıkamakta aşırılığa kaçması veya abdestte ağzına–burnuna
su verirken suyu aşırı derecede genzine çekmesi ve ağzında tutması.

7– Oruca visalen yani iftar etmeden diğer günün orucuna devam etmek.



E– ORUÇLUYA MEKRUH OLMAYAN ŞEYLER:



1– Nefsinden emin olan kimselerin hanımını öpmesi, sarılması.

2– Misk veya gül vb. şeyleri koklamak.

3– Gözüne sürme çekmek, göz damlası kullanmak.

4– Bıyığına yağ sürmek.

5– Zayıf düşürmediği takdirde kan aldırmak, hacamat olmak.

6– Misvak kullanmak, ağzını fırça ile yıkamak.

7– Ağzına su almak.

8– Burnuna su çekmek.

9– Su yutmamak veya içeriye su kaçırmamak, şartıyla serinlenmek için yıkanmak.



F– ORUÇLUYA MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER:



1–Sahura kalkıp bir şeyler yemek içmek.

2– Sahuru münasip vakte kadar tehir etmek.

Enes b. Malik' den rivayete göre Resûlullah:

"Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır."(9)
buyurmuşlardır. Sahura kalkmak; dua ve ibadetlerin kabul edilme vakti
olan seher vaktinde uyanık olmaya, Cenab–ı Hakk'ı zikretmeye ve O'na
dua etmeye, neticesinde de ilâhî feyizlerden istifade etmeye sebep
olur.

Ebû Saîdi'1–Hudrî'den rivayete göre Peygamberimiz:

"Sahur yemeği yemek,
berekettir. Bir yudum su ile de olsa onu terk etmeyiniz. Şüphesiz sahur
yemeği yiyenleri Allah Teâlâ mağfiret eder, melekler de onlar için
istiğfar ederler.
"(10) buyurmuşlardır.

Sahura kalkmak, vereceği güç ile gün boyu açlığa katlanmada kolaylık
sağlar. Oruçlunun şevk ve canlılığını artırır, açlığın sebep
olabileceği huysuzluğun giderilmesini temin eder.

İbn Abbas'tan rivayete göre Peygamberimiz:

"Sahur yemeği ile gündüzün orucuna, kaylûle (öğlen) uykusuyla da gece ibadetine kalkmak için yardım isteyiniz."(11) buyurmuşlardır.

3– Vakit girince iftarı hemen
yapmak, iftarda acele etmek. Orucu, akşam namazını kılmadan bozmak
müstehab olduğu gibi, yemeği de akşam namazından önce yemek
müstehabtır. Peygamber Efendimiz bu hususta çok aceleci davranmıştır.
Çünkü bu hâl, Cenab–ı Hakk'ın nimetlerine olan ihtiyacı ortaya
koymaktadır ki, kulluk makamına da bu yaraşır. İftarda şu duayı okumak
sünnettir:

"Ey Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim ve
sana tevekkül ettim, güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım ve ramazan
ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek
günahlarımı bağışla! Ey mağfireti bol Allah'ım! Beni, annem ile babamı
ve bütün mü'minleri kıyamet gününde mağfiret eyle." Ey ALLAH'ım! Her
şeyi kaplıyan rahmetin ile istiyorum ki: Beni, annem ile babamı ve
bütün mü'minleri kıyamet gününde mağfiret eyle. Âmin."

İftar anında, bu ve ihtiyaç duyduğumuz duaları yapmayı sakın ihmal
etmeyelim. İftar anı, çok şerefli bir zaman dilimidir. Oruçlunun duası
reddedilmez.

Abdullah b. Amr b. Âs'tan rivayete göre Resûlullah:

"Şüphesiz her oruçlu için iftarını açtığında reddedilmeyen bir dua vardır." buyurmuştur.

İbn Müleyke demiştir ki: Abdullah b. Amr b. Âs'nın iftarını açtığı zaman şu duayı okuduğunu kendisinden işittim:

"Ey ALLAH'ım! Her şeyi kaplıyan rahmetin ile beni mağfiret etmeni senden dilerim."(12)

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 53
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Geri: Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:37 pm

G– ORUÇ TUTMAMAYI VEYA TUTTUKTAN SONRA BOZMAYI MUBAH KILAN DİNÎ ÖZÜRLER



Özürsüz olarak ramazan ayında oruç tutmamak hem günahtır, hem de cezası
vardır. Ancak bir kimse aşağıdaki durumlarda ramazan orucunu
tutmayabilir veya başlamış olduğu orucu bozabilir. Ancak sonradan ilk
fırsatta tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekir.





1– HASTALIK



Oruç tutulduğu takdirde hastalığın artması, uzaması veya ölüme
sebep olması Müslüman ve mütehassıs bir doktor tarafından teşhis
edildiği zaman böyle bir kimse orucuna devam etmez, iyileşince gününe
gün kaza eder. Hastalık ömür boyu devam edebilecek türde ise her gün
için bir fitre verir. Hastaya bakan da hasta gibidir.



2– SEFERÎLİK, YOLCULUK



Ramazan ayında seferî olan kimse oruç tutmayabilir. Seferîlik hâli
bitince, tutmadığı günleri kaza eder. Oruç tutmasında bir güçlük yoksa,
seferî olan kimsenin oruç tutması daha hayırlıdır, faziletlidir.





3– GEBELİK VE EMZİKLİK



Hamile bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir
zarar geleceğinden korkarsa, oruç tutmayabilir, sonra kaza eder. Çocuk
emziren bir kadın da oruç tutması hâlinde sütü azalırsa oruç
tutmayabilir, sonra kaza eder.



4– DÜŞKÜNLÜK VE İHTİYARLIK



Vücutça günden güne zayıflayan ve oruç tutmaya gücü olmayan
düşkünler, ihtiyarlar ileride de bu orucu kaza edemeyecekleri sebebi
ile her gün için bir fidye verirler. Fidyenin tutarı aynen fitre
kadardır. Bu fidyeler ramazanın başlangıcında verilebileceği gibi,
ramazanın içinde veya sonunda da verilebilir. İsterse fidyenin hepsini
bir fakire topluca verir, ayrı ayrı fakirlere de verebilir. Bu durumda
olan kimseler, fidye vermeye güçleri yetmiyorsa, Allah Teâlâ'dan
bağışlanmalarını isterler. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile
iyileşme ümidi olmayan hastaların, eğer ileride tutabilecek duruma
gelirlerse, tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden
verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır.



5– BİR BAŞKASININ ZOR KULLANMASI



Dediğini yaptırma gücüne sahip bir kimse tarafından orucu bozması,
bozmadığı takdirde kendisini öldüreceği veya vücuduna bir zarar
vereceği söylenirse, orucunu bozabilir.



6– ŞİDDETLİ AÇLIK VE SUSUZLUK



Oruç tutarken kendisinde şiddetli açlık ve susuzluk hissederek
oruca dayanamayan ve devam ettiği takdirde ölmekten veya aklî
dengesinin bozulmasından korkan bir kimse de orucunu bozabilir,
sonradan kaza eder.

Not:
Düğün veya ziyafete davet edilmek, sadece nafile oruç tutanlar için bir
özürdür. Nafile oruç tutanlar bu durumda oruçlarını bozarlar ve kaza
ederler.



ORUCUN TAM KÂMİL OLABİLMESİ İÇİN



1– Göz dinen kötü, haram ve mekruh olan şeylere bakmayacaktır.

2– Dil yalan söylemeyecek, dedikodudan, aleyhte konuşmak ve gıybet yapmaktan, özellikle yalan yere yemin etmekten sakınacaktır.

3– Kulak dinen kötülenmiş,
haram ve mekruh olan şeyleri dinlemeyecektir. Müslümanlıkta, söylenmesi
haram olan her şeyin dinlenmesi de haramdır. Bir kimsenin aleyhinde
konuşanı ve gıybet yapanı dinleyen de, söyleyenin günahına ortak olmuş
olur.

4– Eller harama ve hileye, dinen kötü ve mekruh olan şeylere uzanmayacaktır.

5– Ayaklar gidilmesi dinen kötü, haram ve mekruh olan yerlere basmayacaktır. Aksi hâlde şu hadis–i şerif tecelli eder:

Ebû Hüreyre'den rivayete göre Resûlullah Efendimiz:

"Nice oruç tutanlar vardır ki
haramdan sakınmadıkları için oruçlarından nasipleri sadece açlık; nice
gece kalkıp namaz kılanlar vardır ki bu gece kalkıp namaz kılmalarından
nasipleri sadece uykusuzluktur.
"(13) buyurmuştur.





ORUCUN ÜÇ DERECESİ VARDIR



1–Avam (sıradan halk)ın orucu.

2– Havass (seçkin kullar)ın orucu.

3– Ehassü'l–Havass (en seçkin kullar)ın orucu.



AVAMIN ORUCU



Kendisini, orucu bozan şeylerden korumaktır.



HAVASSIN ORUCU



Bu yukarıdaki esasa riayet ile beraber gözünü, kulağını, dilini, elini,
ayağını ve diğer azalarını haramdan ve günahtan korumaktır.



EHASSÜ'L–HAVASSIN ORUCU



Avam ve havassın orucundaki hususlara
riayetle beraber; kalbini adî, bayağı arzu ve emellerden, dünya
düşüncelerinden sıyırmak ve Allah Teâlâ'dan başka her şeyden çekerek
bütün mevcudiyetiyle Allah Teâlâ'ya bağlanmak ve hatırına O'ndan
başkasını getirmemektir. Bu gibilerin gönlüne Allah ve âhiretten başka
bir şey geldiği anda oruçları bozulur. Dünya namına bir şey düşünseler
yine oruçları bozulur.

Avam, gıdayı mideye sokmaz. Havass günah ve kötü olan şeyleri
bedene ve organlara yaklaştırmaz. Ehassü'l–havass yani ârifler, âşıklar
ve kâmiller masivayı kalplerine sokmaz. Avamın orucu şeklen; havassın
ve ehassü'l–havassın orucu hakikaten oruçtur.
(14)

Tuttuğumuz oruçların; bizi takva sahibi yapan, Rabbimizin
cemaliyle–cennetiyle müşerref olmamıza vesile olacak bir ibadet
olmasını temenni, dua ve niyaz ederiz.







Dipnotlar:



1–Buhârî, İman l, 2; Müslim, İman 19–22; Tirmizî, İman 3; Nesâî, İman 13

2–Buhârî, İman 28,
Leyletu'l–Kadr l, Savm 6; Müslim, Sıyam 3, 20, Müsafirin175; Ebû Davud,
Ramazan l, Savm 57; Tirmizî, Savm l, Cennet 4; Nesâî, Sıyam 39; İbn
Mace, İkame 173, Sıyam 2, 33; Dârimî, Savm 44; A.b.Hanbel, 2/232

3–Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyam 30

4–Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyam 30

5–Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyam 164; Tirmizî, Savm 55; Nesâî, Sıyam 41; İbn Mace, Sıyam 1; Muvatta, Sıyam 58

6–Tirmizî, Savm 27; Ebû Davud, Savm 38; İbn Mace, Sıyam 14; Dârekutnî, 2/191 Ahmed b. Hanbel, 2/386, 442, 470

7–Buhârî, Savm 26, Eyyam 15; Müslim, Sıyam 171, (1155); Tirmizî, Savm 26, (271); Ebû Davud, Savm 39, (2398).

8–Buhârî, Savm 8

9–Buhârî; Savm 20; Müslim, Sıyam 45; Tirmizî, Savm 17

10–A.b.Hanbel, 3/44, 4/370

11–İbn Mace, Sıyam 22; Hâkim "Müstedrek", 1/425

12–İbn Mace, Sıyam 48

13–Hâkim, "Müstedrek", 1/431.

14–İmam Gazali, "İhya", 1/241.


_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenlerin Tamamı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Cehennemde Balo Geceleri-Stephenie Meyer
» Sağum-Oruç
» YetkinForumda kim oruç tutuyor, kimler tutmuyor??

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: