Acelya

ACELYANIN DÜNYASI DOSTLUGUN VE SEVGININ TEK SIMGESI
 
PortalPortal  TakvimTakvim  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  GaleriGaleri  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Peygamber Efendimiz (sav.)'in Ramazan Hayatı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sitekurucusu
Admin
Admin
avatar

Koç
Yılan
Mesaj Sayısı : 23648
Doğum tarihi : 01/04/65
Kayıt tarihi : 17/02/08
Yaş : 52
Nerden : insanligin oldugu yerden

MesajKonu: Peygamber Efendimiz (sav.)'in Ramazan Hayatı   Çarş. Eyl. 10, 2008 6:41 pm

Fahr-i
Alem Efendimiz Ramazan ayını hasretle beklerdi Üç aylara kavuşunca
sevinir; receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı Şaban ayının
ise tamamına yakınını oruçlu geçirir ve "Ramazan ayına hürmeten Şaban
ayında oruç tutmak daha faziletlidir" buyururdu Fakat Ramazan'ı
karşılamak maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru
bulmazdı Yolunu gözlediği sevgiliye, Ramazan'a kavuşunca, vuslatın
verdiği haz ve neşeyle mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı Şöyle
buyururdu:

"Ramazan gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır; cehennem kapıları kapanır; şeytanlar zararsız hale getirilir"

"Cennetin sekiz kapısı vardır Bunlardan birinin adı Reyyan'dır O
kapıdan sadece oruçlular girecektir Oruçluların sonuncusu da içeri
girince reyyan kapısı kapanacak Bu kapıdan girenlere bir içecek ikram
edilecek; onu içen bir daha susuzluk çekmeyecek"

Sevgili Efendimiz bu cihana bedel müjdeleri, orucun ihlas ve
samimiyetle tutulması için söylerdi Cenab-ı Mevla'nın yüce katına
sunulacak bu kıymetli ibadetin yüz ağartacak mükemmellikte olmasını
isterdi



SAHUR VAKTİ, SEHER VAKTİ

Sahur vaktine ayrı bir değer verirdi

"Aman sahura kalkmayı ihmal etmeyin; zira sahur yemeği mübarek bir
gıdadır" derdi Nitekim Mescid-i Nebevî'nin sofasında yatıp kalkan fakir
sahabîlerden ve İslam'a ilk giren bahtiyarlardan biri olan İrbaz b
Sariye'yi bir gece sahura çağırırken:

"Mübarek gıdaya buyur!" demişti

Bir başka seferinde sahur yapmanın önemini şöyle anlatmıştı:

"Sahur yemeği bereketlidir Yememezlik etmeyin Bir yudum suyla bile
olsa sahur yapın Zira ALLAH(cc) Teala ve melekleri sahur yapanlara
rahmet yağdırır"

Fahr-i Cihanın sahura neden bu kadar değer verdiği gayet açıktır
Zira sahur vakti, seher vaktidir İlahî rahmet ve bereketin sağanak
sağanak yağdığı zamandır ALLAH(cc)'a gönül verenlerin ibadet, dua ve
zikirleriyle gergef gergef işlediği mübarek bir zaman dilimidir

Sevgili kardeşler! Hiç değilse mübarek Ramazan ayı boyunca bu
kıymetli vakti biz de değerlendirelim Gönül derinliklerinden kaynayıp
gelen bir coşkuyla Cenab-ı Hakk'a niyaz edenler gibi boyun büküp arz-ı
hal etmeye çalışalım; zira bu feyizli zamanda uyanık olmanın büyük bir
manası vardır Sahura kalkan mü'minler o mütevazi boyun büküşleriyle
sanki şöyle derler:

Rabbim! Çok şükür ben de seni bilen, seni seven, sana gönül
verenlerden biriyim Sana olan bağlılığımı arzetmek için uykumu bölüp
kalktım Yarın senin rızan için oruç tutacağım Ne olur benden hoşnut ol
ALLAH(cc)ım!



İFTAR ZAMANI

Yüce Mevlamız, kulunun kendine bağlılığını ve saygısını görmekten
memnun olur İftar vakti bu bağlılığın ve saygının en iyi gösterildiği
bir zamandır Bu sebeple Resûl-i Kibriya efendimiz iftar vaktini
titizlikle takip ederdi İftar vakti girer girmez oruç bozmanın gerekli
oluşuna, bir çocuk safiyetiyle oruç bozma telaşına girmenin ALLAH(cc)
Teala'yı memnun edeceğine işaret buyurur ve bunu dînî hayatı canlı
tutmanın bir belirtisi kabul ederdi İftarı geç yapmanın bir nevi
kayıtsızlık ve gevşeklik olduğuna işaret ederek şöyle buyururdu:

"Bir an önce iftar etmek için gayret gösterdikleri müddetçe, ümmetim hayır ve bereketten ayrılmamış olur"

Efendimizin sözünü ettiği bu hayır ve bereketin insanı ilahî
muhabbete erdirecek kadar geniş kapsamlı olduğunu bir hadîs-i kudsî'den
öğrenmekteyiz Cenabı zü'1-celal buyuruyor ki:

"Kullarım içinde en çok sevdiklerim, bir an önce iftar etmek için gayret gösterenlerdir"

Demek oluyor ki, Yüce ALLAH(cc)'ın eşsiz sevgisine nail olmanın
yolu Hz Peygamber'e uymak ve onun yaptıklarını yapmaktır Bunun böyle
olduğunu zaten Kur'anı Kerîm açıkça söylemiyor mu?

"Ey Muhammed! De ki: Eğer siz ALLAH(cc)'ı gerçekten seviyorsanız,
bana uyun ki, ALLAH(cc) da sizi sevsin" Rasûlullah efendimize
tutunmadan, onu sevmeden ilahî muhabbete ermenin mümkün olmayacağını
şair ne güzel söylemiş:

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl

Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl?

İftar sırasında yapılan duanın kabul edileceğini söyleyen Nebiy-yi
Muhterem efendimiz, iftara başlamadan önce dua ederdi Dualarından biri
şöyleydi:

"ALLAH(cc)ım! Senin rızan için oruç tuttum Senin verdiğin rızıkla
orucumu açıyorum" Sonrada varsa hurma ile, yoksa su ile orucunu açar ve
böyle yapılmasını tavsiye buyururdu



RABBİM BANA YEDİRİR

Kainatın Efendisi oruç tutmaktan öylesine derin bir haz duyardı ki,
bu hazzı devam ettirmek ve açlığın verdiği manevî derinliği sürdürmek
için bir kaç gün aralıksız oruç tuttuğu olurdu Ramazan ayının gecesini,
gündüzünü hep ibadetle geçirmek isterdi Onun bu haline sahabîleri,
savm-ı visal denen bu orucu tutmaya kalkınca, efendimiz onlara engel
oldu

- Kendin tutuyorsun da bize neden izin vermiyorsun? dediklerinde de:

- Ben sizin gibi değilim Rabbim bana yedirir, içirir" buyururdu

Sevgili Peygamber'ine ALLAH(cc) Teala'nın ne yedirip içirdiğini
bilemiyoruz Bu maddi bir gıdamıydı, yoksa Cenab-ı Barî'ye yakın olmanın
verdiği manevî bir doyum hali miydi, anlayamıyoruz, ama şundan eminiz
ki, sevgili Peygamberimiz, ümmetine duyduğu aşırı muhabbet sebebiyle,
açlığa dayanamayıp zayıf düşerler, belki bir müddet sonra usanıp
vazgeçerler, dolayısıyla diğer ibadetleri gerektiği şekilde yapamazlar
düşüncesiyle, aralıksız iki gün oruç tutmaya izin vermemişti



TERAVİH

Ramazan'la birlikte Resûl-i Kibriya'nın nafile namazlarında da bir
artış görülürdü Bunun en belirgin olanı şüphesiz teravih namazıydı

O saadet devrinde bir Ramazan akşamıydı Ramazan ayının çıkmasına
da yedi gün kalmıştı O güne kadar Nebiy-yi Huda efendimiz, yatsı
namazını kıldırdıktan sonra evine çekilirdi Fakat o gece ilk defa
teravih namazı kıldırdı Teravih, gecenin üçte biri geçene kadar devam
etti Ertesi gün ağızdan ağza Peygamber efendimizin teravih namazı
kıldırdığı haberi yayıldı Ama o akşam teravih namazı kıldırmadı Bir
sonraki gün yine bir teravih namazı kıldırdı Namaz gece yarısına kadar
devam etti Bir sonraki gün yine kıldırmadı Nihayet Ramazan'ın çıkmasına
üç gün kala, bütün gece devam eden bir teravih daha kıldırdı Fakat
teravih namazının farz olabileceğini düşünerek bir daha da kıldırmadı
Herkesin evinde kılmasını tavsiye buyurdu Teravih namazlarının camide
cemaatle kılınması adeti Hz Ömer devrinde başlamıştır



KUR'AN TİLAVETİ

Bu ibadet, dua ve zikir ayında Efendimiz Kur'an-ı Kerîm'i daha çok
okurdu Zaten Cebrail (as) Ramazan ayı boyunca her gece Fahr-i Cihan
efendimizin yanına gelir, karşılıklı olarak birbirlerine Kur'an okurlar
ve böylece o güne kadar gelen ayetleri bir daha gözden geçirmek
suretiyle kontrol ederlerdi Her yıl bir defa yapılan bu karşılaştırma
olayı, Habîb-i Ekrem'in son Ramazan'ında iki defa yapılmıştı

Ramazan boyunca Kur'an-ı Kerim okumanın manevî dünyamıza bambaşka
bir zenginlik getireceğine dikkatimizi çeken Gönüller Sultanı efendimiz
buyururlar ki:

Ramazan'da tutulan oruç ile okunan Kur'an-ı Kerim insana şefaat ederler

Oruç der ki: "- Rabbim! Ben bu kulunu bütün bir gün yemekten, maddî
isteklerden alıkoydum Bu kulun hakkında şefaatimi kabul eyle!" Okunan
Kur'an-ı Kerim de:

- "Ben bu kulunu geceleyin uyumaktan alıkoydum Onun hakkında benim şefaatimi de kabul eyle!"

Böylece her ikisi de o insana şefaat ederler

Onun dillere destan cömertliği Ramazan'da coşup taşardı Üç aylarda,
"hiç durmadan esen bir rüzgardan daha cömert olurdu" Eline geçen
imkanları derhal müslümanlara dağıtır, kendinden ne istenirse hemen
verir, yanında yoksa başkalarından temin ederdi Hangi sadakanın daha
makbul olduğunu soranlara "Ramazan'da dağıtılan sadaka" cevabını
verirdi



VEDA GÜNLERİNE DOĞRU

Ramazan'da veda günleri yaklaşınca Fahr-i Alem efendimizin
ibadetlerinde bir artış görülürdü Zira "Bin aydan daha hayırlı" Kadir
Gecesi'nin Ramazan'ın son on gününde, özellikle 25, 27 ve 29 gecelerde
bulunması ihtimali, O'nu bu geceyi kaçırmamaya sevkederdi Şöyle
buyururdu:

"Her kim Kadir Gecesi'nde, bu gecenin büyüklüğünü kabul ederek ve
sevabını ALLAH(cc)'tan bekleyerek namaz kılarsa, geçmiş günahları
bağışlanır"

Ramazan'ın son on gününde Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve
sellem) Mescid-i Nebevî'de i'tikafa çekilirdi "Rabbim kapına geldim Sen
beni atfetmedikçe, buradan biryere gitmem" anlamına gelen bu namaz,
dua, zikirden ibaret yoğun ibadet esnasında, evine sadece zaruri
ihtiyaçları için giderdi Hatta bu günlerde Mescid-i Nebevî'ye bitişik
olan evinin kapısından içeri mübarek başını uzatır, o güzelim saçlarını
Hz Aişe annemiz tarardı

_________________


Ahh…Yüregim eriyorken dilinde
Kavruk ve ürkek arzular diyarında
Ruhum esir düstü sana tutsagım yüreginde
En uzun gecemde en uzun siirim sana
Yüregi yüregime dokunan adam
benim babayüreklim ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://acelya.forumakers.com
 
Peygamber Efendimiz (sav.)'in Ramazan Hayatı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Vanessa Hayatı
» Tolga Çevik ve Ailesi
» Peygamber Efendimizin sav Miraçta Cehennem bekçisi Malik ile konuşması

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Acelya :: RAMAZAN ÖZEL-
Buraya geçin: